Kitaplığa koyulup unutulan, görünmeyen sonra da görünmez olan ama içerisinde okununca kendini bulacağın şiirlerin, alıntıların ve hikayelerin olduğu bir kitap insan olsaydı, tanıştırayım efendim ben.
“ ‘Ama bunu büyükler oynar, canımın içi,’ diyecektim. ‘Ve üç kişiyle oynanır. Dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır. Sonra, ‘ikili’lerden birine, üçüncü kişi katılır ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir’i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan.”
“Bir şey içime oturmuş kalmıştı. Yok olmak. Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydım. Yerime Kız Kulesi’ni koysalardı. Ne alakaysa?”