Ay

Ay
@aybukeymis
Kitaplığa koyulup unutulan, görünmeyen sonra da görünmez olan ama içerisinde okununca kendini bulacağın şiirlerin, alıntıların ve hikayelerin olduğu bir kitap insan olsaydı, tanıştırayım efendim ben.
“Gidene güle güle denir, canımın içi,” diyecektim
“ ‘Niçin gülerek?’ diye üsteleyecekti. ‘Hadi buna da siz cevap verin.’ “
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam
“Üçgen oyunu canımın içi.”
“ ‘Ama bunu büyükler oynar, canımın içi,’ diyecektim. ‘Ve üç kişiyle oynanır. Dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır. Sonra, ‘ikili’lerden birine, üçüncü kişi katılır ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir’i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan.”
Sayfa 55·Kitabı okudu
“Niye ulan, niye? Alnımızda “Her nevi yanık tedavi edilir” mi yazıyordu? Nöbetçi eczane mi açmıştık? Kaporta mı tamir ediyorduk? Niye?”
Sayfa 52·Kitabı okudu
“Tarih, bunu on yedi bin dilde yazmıştı ki, bazı şeylerin bir saatten sonra davası olmazdı. Fakat konu Müzeyyen olunca, ben tarih falan takmazdım.”
“Bir şey içime oturmuş kalmıştı. Yok olmak. Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydım. Yerime Kız Kulesi’ni koysalardı. Ne alakaysa?”
Reklam