Dünyanın ve yaşamın şaşmaz bir mantığa dayandığına, tüm edimlerin ve olayların ardında şaşmaz bir mantık yattığına inandırıldığımız için midir, nedir, kimi çok yaygın tutumlar karşısında bile tepemiz atıyor, mantığımızın zınk diye duruverdiğini sezinliyor, kendimizi ne denli zorlarsak zorlayalım, hiçbir açıklama getiremiyor, daha doğrusu, çılgınlıktan başka bir açıklama bulamıyoruz.
Herkesin gözü önünde işlenen bu suç karşısında ilgisiz kalmasıysa, olsa, bu yasadışı işlemin bu toplumda egemen güçlerin hiçbir zaman tam olarak yasal saymadığı bir nesneye yönelik olmasından ileri gelebilir; suçu önleme durumunda olup da önlemeyenler belki de hırsızı cezalandırayım derken, yazarı ve kitabı korur görünmekten, böylece, dolaylı bir biçimde bile olsa, yazara ve kitaba belli bir yasallık kazandırmaktan korkmaktadırlar; onları hırsızlarıyla baş başa bırakarak iti ite kırdırmak gibi parlak tasarıları bulunması da yabana atılacak bir varsayım değil.
Beni ve daha nicelerini sürekli yinelemeye götüren şeyin öncelikle çevremizde saptadığımız açılım yokluğu, gerçek bilgi ve gerçek düşünce düşmanlığı olduğunu da söylememiz gerekir. Birileri bizleri öyle düzenli ve öyle kararlı bir biçimde geriye çekmeye çabalıyor ki yineleme bulaşıcı olmaya başlıyor ve ilerlemek şöyle dursun, yerimizde kalabildiğiize bile şükretmemiz gerekiyor.