-Bayım, paranın değeri oynaktır. Bugünkü 1 para, on yıl sonraki 1 para ile aynı olmayabilir. Sizin çocukluğunuzda 1 para ile birçok şey alınabiliyordu değil mi?
-Siparişler çok düşecek ve bu da üretim de daralmaya yol açacak. İşgücünde fazlalık ortaya çıkacak.
- Fazlasını kapının önüne koyuveririz. Emek gücü dediğin, yalnızca çalıştırılmaya değil, ayarlanmaya da elverişlidir. Üretim hacmine göre işimize geldiği gibi ayarlamamız gerekir.
- İŞİMİZE GELDİĞİ GİBİ AYARLAMAK...İŞÇİLERİN DE BİR HAYATI VAR!
İşletmelerin yarışıyla teknoloji gelişir,makineler gelişir,işçilerin üzerindeki yük hafifler. Böylelikle emek gücü maliyeti düşer. Kapitalistlerin kârları artar. Bu kârlar, sonraki teknolojik gelişmeler için kullanılır. İşletme yükselişte olduğuna inanır ama “artık değer”in kaynağı olan emek gücünün sermaye içindeki payı giderek azalır. Böylece, kâr oranı da sürekli geriler. Ve bu kâr peşindeki toplumun kaçınılmaz çelişkisidir.
Birbiri ardına yeni metalar çıkar. Tüketici daha yeni olanın peşindedir. İşletmelerde ardı ardına yeni ürün çıkarırlar. Başka işletmeleri geride bırakarak tek başlarına kazanma arzusu içindedirler. Tüketiciler yeni ürünü tercih ettikçe yeni denen metaların modası hızla geçer. Çok özel denilen teknolojiler sıradanlaşır.
Makineleşmenin ilerlemesi ve işlerin az sayıda insanla yapılabilmesi işsizlerin çoğalması demektir. Sonra da bu işsizler az sayıdaki iş kapısının önünde toplaşır. Bu da kapitalistin işçiyi istediği koşullar altında çalıştırmasını sağlar. Mevcut emek gücünün yerine kolaylıkla geçebilecek durumdaki işsiz insanlara yani emek gücü fazlasına “göreli aşırı nüfus” denir.