İşçilerin ücretlerini artırmak neden gerekli ki? Üretimi makineler yapıyor. İşçilerin üzerinde fazla yük yok. Yaşlı, genç, kadın, erkek herkes çalışabiliyor. Makinelerin kapasitesi arttıkça, işçilere binen yük de hafifler. Sonuçta, emek gücünün düşmesine yol açar. Emek gücüne değerinin üzerinde ödeme yapmamıza gerek yok.
- Daniel Bey, işler yolunda, kârımız da arttı. Artık işçilerin ücretlerini arttıralım.
-Mümkün değil,Robin. Artan yalnızca makineler. Büyüyünce kârımız artmış gibi görünebilir. Ama makineler artınca kârımız küçüldü. Birleşme sayesinde hareket eden para miktarı arttı ve makinelerin verimi arttı. Fakat, sorun makinelerin veriminin artması. Geçmişte makine başına iki işçi gerekirken, şimdi bir işçi gerekiyor. Bu emek gücünün azalması demek. Emek gücü azalırsa kârımız düşer.
Tüketim malları üreten A şirketi, üretim araçlarını arttırmak için bu araçları yapan B şirketine sipariş vermesi için elindeki metaları satmak zorundadır. Tüketim malları üreten şirket,metaları satamaz hale gelirse, B şirketine sipariş veremez hale gelir. B şirketinin makineleri “hareket edemez” hale gelir. İş hacmi daralır. İşçilerin ücretleri düşürülür. Ücretleri düşen işçi, harcama yapamaz. Marketler ve dükkanların satışları azalır. A ve B işletmesinin iş hacmi daha da daralır. Bu kötü gidişatın varacağı nokta, ekonomik bunalım ve paniktir. İşletmeler kârı arttırmak isterken, sonunda kârı tümüyle yok eder.
Kapitalist toplum,sürekli kâr peşinde koşulan,rekabet üzerine kurulu bir toplumdur. Büyük miktarlarda üretim,karın artışı ve büyüme,bunlar sürekli tekrarlanır.
Başlangıçta herhangi bir metadan farksız olan para,diğer metaların değerlerinin ölçüsü olarak kullanılmaya devam ettikçe...
İnsanlar, paranın tüm diğer metalardan üstün elde edilebilecek en mükemmel güç kaynağı olduğunu düşünmeye başlar. Zaman içinde para, metalar gibi insanların da değerini belirleyen, herkesin üzerindeki bir güç gibi görünmeye başlar. PARA ARTIK BİR TANRI GİBİDİR.