Ben önce eğlenmeye inanırım... yolda insanlara bir şeyler öğretirseniz, insanları etkilerseniz, eh, ne güzel. Ama insanları etkilemeyi hedeflemek istemiyorum. Dünyayı bilinçli olarak herhangi bir şekilde değiştirmeyi hedeflemek istemiyorum. O yol özyıkıma götürür; o yolda ahkâm kesersiniz, bu da tehlikeli ve sıkıcıdır... insanları uyutursunuz.
'Gözlerini mucizelerle doldur, hayatı on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa,' dedi. 'Dünyayı gör. Fabrikalarda üretilen veya beşli ödenen herhangi bir rüyadan daha fantastiktir o. Garanti isteme, güvenlik isteme... öyle bir hayvan hiç olmadı. Olsaydı bile her gün, bütün gün bir ağaçtan baş aşağı sarkan, hayatını uyuyarak geçiren büyük tembel hayvanla akraba olurdu. Bunun canı cehenneme... ağacı sars ve o büyük tembel hayvanı kıçının üstüne düşür,"
"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi. Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadıŕ, derdi. Çimleri biçen adam arada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak."