Emerson...: "Kitlelerin talepleri ve etkileşimleri ham, eksik ve tehlikelidir ve onların sırtlarının sıvazlanmasına değil, eğitilmeye ihtiyaçları vardır. Onlara hiçbir şey teslim etmemeyi dilerim, onları bölüp parçalara ayırmak ve onlardan bireyler yaratmak isterim. Kitleler! Kitleler beladır. Aslında kitlenin hiçbir çeşidini istemiyorum; yalnızca sevecen, duyarlı, başarılı kadınlar ile dürüst erkekler istiyorum."
Çağımızın bireyselcilik çağı olduğunu söylemek biraz tuhaf. Bizimki, bütün tarih boyunca yaşanmış olan fenomenin basit bir tekrarı: İlerleme, aydınlanma, bilim, din, siyasal ve ekonomik özgürlük için yapılan her çaba azınlıklardan geliyor, çoğunluklardan değil. Bugün de her zamanki gibi az olan, azınlıkta kalan yanlış anlaşılıyor, takibata uğruyor, hapsediliyor, işkence görüyor ve öldürülüyor.
Toplumda en affedilmez günah, düşüncenin bağımsızlığı. Simgesi demokrasi olan bir ülkede bağımsız düşünceden bu denli çıplak biçimde korkulması, çoğunluğun korkunç gücünün en önemli göstergelerinden.
Dürüstlük niyeti aşılanmış bir eğitmen, özgün fikirleri olan bir yazar ya da sanatçı, bağımsız bir bilimci, toplumsal değişimin vaatkâr olmayan öncüleri, her gün, geçen zamanla birlikte, öğrenme ve yaratıcılık yeteneklerini kaybetmiş olan kişilerce bir kenara itilmektedirler.