Milyonlarca insanın bir hiçlik gibi, inisiyatif gücü ya da yeteneğinden yoksun canlı cesetler gibi, başkalarına servet yığarken, bunun faturasını solgun, donuk ve perişan hale gelmekle ödeyen etten kemikten makineler olmalarını talep eden şey, özel mülkiyettir.
Henrik Ibsen'in çok güzel saptadığı üzere, özgürlük mücadelesi, sadece özgürlüğe ulaşmak değildir; bu mücadele, insan karakterinin en güçlü, en kararlı ve en mükemmelini geliştiren bir kurtuluş mücadelesidir.
Hayatın kendisi kitleler için öğretmendir -üstelik sağlam, etkili bir öğretmen. Ne yazık ki hayat, kendilerini toplumda seçilmiş, daha iyi eğitimli, üstün görenlere bir şey öğretemiyor.
Anarşizm, bir grup insanın ya da tek bir bireyin başkalarının hayatını düzenleme girişimlerini reddeder. Başka toplumsal felsefelerin hiçbirinin insanlığa itimadı yokken, Anarşizm, insanlığa ve onun potansiyellerine inanmak üzerine kurulmuştur. Başka felsefeler insanın kendi kendini yönetemeyeceğinde, insanların yönetilmesi gerektiğinde ısrar ederler. Bugünlerde çoğu insan, Devlet ne kadar güçlü olursa toplumun da o kadar başarılı olacağına inanıyor. Bu, eski kötek inancıdır. Bir çocuğun sırtından sopayı eksik etmezseniz, büyüğünde -kadın veya erkek olduğunda- nasıl davranacağını iyi bilir! Biz kendimizi böyle aptalca düşüncelerden kurtardık. Biz, eğitimin, genç bünyenin, onu vurup kırmakla, itip kakmakla ve küçük düşürmekle sağlık bir yolda ilerlemesinin sağlanamayacağını anlamış bulunuyoruz. Çocuk gelişiminde özgürlüğün, hem çocuğa hem topluma ilişkin olarak daha iyi sonuçlar sağladığını öğrendik.