Hayalleriyle yaşayan ve onlara ulaşmak için çabalayan bir yolcuyum. Kelimelerle konuşan, dünyayı gözlerinde arayan bir ruhum. Bazen bir çiçekte, bazen bir şiirde kendimi bulurum. Hem hayale hem gerçeğe yer var içimde.
Tekrar içeri girdiklerinde Elsa ve Alex de prenses kılığında.
Örümcek Adam prensesler.
O andan itibaren oğlanın süper kahramanları oluyorlar. Çünkü yedi yaşındaki her çocuk süper kahramanları olmasını hak eder.
Buna katılmayan varsa gitsin kafasına bir baktırsın.
"Onlara gerek yok! Ablası var!"
Gerçek dünyadaki insanların bu tür şeyleri anlamayacağını biliyor ama Micama'da yeni doğanların vaftiz anne ve babası olmaz, onun yerine Güldüren'i olur.
"Sevilmek isteriz," diye alıntılıyor Britt-Marie. "Olmazsa bize hayranlık duyulmasını, o da olmazsa bizden korkulmasını, o da olmazsa bizden nefret edilmesini ve küçümsenmeyi. Her ne pahasına olursa olsun, başkalarında birtakım hisler uyandırmak isteriz. Ruh boşluktan tiksinir. Ne pahasına olursa olsun bir temas arar.