Ayçiçek

Ayçiçek
@ayciceki
Hayalleriyle yaşayan ve onlara ulaşmak için çabalayan bir yolcuyum. Kelimelerle konuşan, dünyayı gözlerinde arayan bir ruhum. Bazen bir çiçekte, bazen bir şiirde kendimi bulurum. Hem hayale hem gerçeğe yer var içimde.
İnanmak zorundasın. Büyükanne hep öyle derdi. Masalları anlamak için bir şeylere inanmak zorundasın. "Neye inandığının bir önemi yok ama bir şeyler olmalı yoksa sen de o kör olasıca masalı unutur gidersin."
Reklam
"Canavarlarla savaşma, zira sen de onlardan birine dönüşebilirsin. Karanlığa uzun süre bakarsan karanlık da sana bakar" "Ne diyorsun sen?" diye patlıyor Elsa. İçten içe kadının Elsa'yla çocukmuş gibi konuşmamasından memnun. "Affedersin. Bu... Nietzsche'nin bir sözü. Kendisi Alman bir filozof. Diyor ki... Ah, muhtemelen yanlış alıntıladım. Ama bana kalırsa nefret eden birinden nefret edersen senin de nefret ettiğin o kişiye dönüşme riskin olduğundan bahsediyor olabilir." Elsa omuzlarını kulaklarına kadar kaldırıyor. "Büyükanne hep derdi ki, Boka tekme atma, her yere bulaşır
Gerçek dünyada insanlar, korkunç bir şey olduğunda üzüntünün, kaybın ve yürek sızısının "zaman geçtikçe azalacağını" söylerler hep ama bu doğru değildir. Acı ve kayıp daimidir ama hayatımız boyunca her an onları taşımak zorunda kalırsak dayanamayız. Üzüntü bizi felce uğratır. O yüzden sonunda onu paketler ve bırakacak bir yer buluruz.
Ölümün en etkili gücü insanları öldürebilmesi değil, geride kalan insanların yaşamaktan vazgeçmeyi arzulamasına neden olmasıdır, diye düşünüyor ama bunu nereden duyduğunu hatırlayamıyor. Bir kez daha düşününce muhtemelen Uyur Uyanıklar Diyarı'ndan gelen bir söz olduğuna karar veriyor. Gerçi Büyükanne'nin ölümle ilgili düşüncelerini hatırlayınca biraz düşük bir ihtimal gibi. Ölüm, Büyükanne'nin baş düşmanıydı. Bu yüzden hiç bahsetmek istemezdi ondan. Cerrah olmasının nedeni de buydu aslında, ölüme elinden geldiği kadar çok sıkıntı çıkarmak.
Büyükanne insanların onu bir şeyleri uydurmakla itham etmesinden hiç hoşlanmaz. Dolayısıyla Elsa'nın annesine daha küçük düşürücü bulduğu "gerçeğe meydan okumak" ifadesini tercih ettiğini söylüyor.
Reklam