"Mesela, bir dine hakikate götürdüğü için değil de sırf ecdadın inancı olduğu için sıkı sıkıya bağlamanın niçin gerekli olduğunu sorgulamak istiyordu.
İnanç, inanç değil de basit bir aile alışkanlığı mıydı yani? Belki de gerçek bir din yoktu, belki de sadece sonsuzca kuşaktan kuşağa devretme vardı. Üstelik insan bir hatayı da erdem kadar kolayca miras alabilirdi. Yoksa inanç atalarımızın büyük bir hatasından başka bir şey değil miydi?"
Kitap bizim bildiğimiz kimliği ile Sokollu Mehmet Paşa ile Mimar Sinan'ın dostluğunu, devşirme sisteminin üzerlerinde yarattığı kimlik çatışmalarını sade ve akıcı bir dil ile anlatıyor. Ancak aynı zamanda yazarın Orhan Pamuk ile ettiği sohbet ve kitabın yazım sürecini anlattığı bölümlerle diğer bölümlerin arasında bağ kurmak çok zor. Bu bölümlerin yazı karakteri ve çokça ayrıntı içermesi nedeniyle bölümler arası geçişler kitaptan kopmama sebep oldu. Belki de kitabın henüz benim için doğru
zamanı olmadığı düşüncesi ile yarım bırakmak zorunda kaldım.