"Ölümü dudaklarından duydum, dinledim kayıtsız... Kalbimde yankılanıyor. Ah gençlik! Umurunda olan bir şey var mı? Evrenin efendisi, evrenin hazineleri, üzüntü bile sana zevk verir, sen küstah ve kendine güvenen... Ben yaşıyorum - bir de sana bak! Senin günlerin uçup gidiyor, güneşin altında eriyen balmumu gibisin, kar gibisin... Belki de çekiciliğinin bütün sırrı, bir şey yapabileceğinden değil, yapabileceğini düşündüğünden. Hayatı ne kadar savurgan kullandın! Vaktini boşa harcamamış olsan, kim bilir neler, neler yapardın! "
Kitabı yarısına geldiğimde bırakıp aylar sonra kaldığım yerden devam ettim ve ona rağmen arada pek kopukluk olmadı. Sonlara doğru bazı cümleler art arda iki kere yazılmıştı, basım hatası sanırım 🤔 Neyse... Aylar sonra bir kitap bitirebilmenin buruk sevincini yaşıyorum şu an 🥰
"Kalp seçemez sadece sever," diye tekrarladı Zinaida. "İşte şiir bu yüzden güzel. Bize neyin olmadığını söylüyor. Neyin olmadığı, neyin olduğundan daha iyi. Daha çok gerçeğe benziyor, 'seçemez, sadece sever' belki sevmemeyi ister, ama bu elinde olmaz."