Hilkatin bu kadar itina ettiği bu nadir mahlûkun hiç farkına varılmadan, hiç anlaşılmadan yaşayıp gitmesi! Hiç kimsenin bilmediği küçük bir orman deresi gibi metrûk ve kimsesiz akması ve bir gün habersizce kuruması mümkündür.
Ve bu cinayettir.
Sanki Anadolu âdeta ayağa kalkmış ve Ankara önlerine gelmişti. Bu bir karşılama değildi. Bu kızılca gündü! Kadim Türk töresi asırlar sonra Ankara'da hayat bulmuş, Seymen Alayı, on binler olup kızılca günde vücuda gelerek başbuğunu seçmişti.
"Hiç elem çekme. Ne biz bu halde kalacağız ne de memleketi bu halde bırakacağız. Bu millet tarihinde böylesi buhranları kaç defa yendi ve daha çok güzel neticelere erişti."
İngiliz Yüksek Komiseri Sör Horace Rumbold, İstanbul'dan Lozan Barış Konferansı için ayrılmaya hazırlanırken Kemalist Türkleri canlandıran ruhun "Avrupa'ya karşı Asya" diye özetlenebileceğini yazmıştı. Yanılıyordu. Atatürk'ün ileri görüşü küreselleşmeye ve bilgi temelli evrensel bir medeniyete bakıyordu, yani bugün içinde yaşadığımız dünyaya.