Aydin Aliev

Zenginliklerin en üstünü akıldır. Yoksulluğun en büyüğü ahmaklıktır. Korkuların en korkuncu kendini beğenmektir. Soyun, sopun en yücesi ise güzel huydur. Ahmakla eş dost olmaktan sakın; o sana faydalı olmak isterken zararı dokunur. Nekes ile eş dost olmaktan sakın; zira en çok ihtiyaç duyduğun anda yardımına koşmaz, oturur. Kötülük edenle de eş dost olmaktan sakın; zira o seni pek az şeye satar, gider. Bir de yalan söyleyenle eş dost olmaktan sakın; zira o serap gibidir. Uzağı yakın gösterir sana, yakınındakini uzaklaştırır senden...
1000k
Reklam
Günümüzde böyle bir tarikat var mı, Hurufilik?
Doğrudan ve kurumsal olarak, Fazlullah-ı Hurufî'nin kurduğu ve Fazlullah'ı Tanrı'nın tecellisi gören bir tarikat (Hurufiyye) günümüzde bağımsız ve açık bir yapı olarak varlığını sürdürmemektedir. ​Ancak, Hurufilik tamamen yok olmamıştır; etkisi ve düşünceleri, gizlenmiş veya karışmış bir şekilde günümüze kadar ulaşmıştır: ​1. Alevi-Bektaşi Geleneğindeki Etkisi (En Belirgin Varlık Alanı) ​Hurufilik, kurucusu idam edildikten sonra Anadolu ve Balkanlar'a yayıldı ve özellikle Bektaşilik tarikatı içinde güçlü bir şekilde yayıldı ve asimile oldu. Günümüzde: ●​Şiir ve Edebiyat: Şah İsmail (Hataî) ve Nesîmî gibi Hurufi şairlerin deyişleri ve şiirleri, günümüzdeki Alevi-Bektaşi cemlerinde okunmaya ve yaşatılmaya devam etmektedir. ●​İnsan-Merkezli İnanç: Hurufiliğin insanın yüzünü kutsallaştıran, "İnsan-ı Kâmil" düşüncesi, Alevi-Bektaşi inancının insan sevgisi ve kutsallığı felsefesiyle kaynaşmıştır. ●​Teviller: Bazı Alevi-Bektaşi Buyruklarında ve inanç literatüründe, harfler ve sayılarla ilgili batıni (ezoterik) yorumların izleri hala görülebilmektedir. ​Yani, Hurufilik kendi başına bir tarikat olmaktan çok, Alevi-Bektaşi inanç terminolojisi ve kültürü içinde erimiş ve etkisini sürdüren bir düşünce akımıdır. ​2. Bahailik İle İlişkilendirilmesi ​Bazı araştırmacılar, Hurufiliğin Fars coğrafyasındaki devamı olan ve Kurucusu Bâb'ın da harflerle ilgili yorumlar yaptığı Bâbilik ve ondan türeyen Bahailik inançlarının terminolojisi ve felsefesinde Hurufiliğin dolaylı etkilerinin olabileceğini ileri sürerler. Ancak Bahailik, Hurufilikten bağımsız, kendine özgü bir dindir. ​Özetle: Bir zamanlar güçlü bir siyasi-dini hareket olan Hurufilik, ağır baskılar sonucu bağımsız bir kurum olarak varlığını yitirmiştir, ancak en güçlü mirası Alevi-Bektaşi inancının mistik ve felsefi yapısı
Alıntı
Hurufilerin yok edilmesi
Hurufiliğe karşı çıkan, özellikle de Osmanlı ve Timur dönemindeki ana akım din bilginlerinin (ulemanın) ve devlet yöneticilerinin temel argümanı tam olarak buydu: Bu hareketin, İslam'ı kendine alet ederek, onun temel inançlarını (tevhid, peygamberlik, şeriat) çarpıttığı ve aslında İslam dışı (zındıklık) bir yol kurduğu. ​Bu bakış açısını daha net anlamak için, Hurufiliğin ana akım İslam'a göre "yanlış" veya "sapkın" kabul edilen yönlerine odaklanalım: ​1. İslam'ı Alet Etmek ve Yanlış Yorumlamak ​Hurufiler, tıpkı Bâtınî akımlar gibi, Kur'an ayetlerini ve hadisleri harflerin ve sayıların gizli anlamları üzerinden yorumluyordu. Ana akım İslam'da ise Kur'an'ın zahiri (açık) anlamları ve ulemanın tefsir metotları esastır. ​Hurufi Yorumu: Fazlullah-ı Hurufî, insanın yüzündeki kaş, kirpik ve saç çizgilerini Arap ve Fars alfabelerinin harflerine benzeterek, Tanrı'nın sırrının (tecelli) doğrudan bu insan yüzünde yazılı olduğunu iddia ediyordu. ​Ana Akım Eleştirisi: Bu metot, kutsal metinlerin anlamını tamamen keyfi ve kişisel bir yoruma indirgemek, yani "İslam'ı kendi sapkın amaçlarına alet etmek" olarak görülüyordu. ​2. Tevhid İlkesine Aykırılık (Kendini Tanrılaştırma) ​En büyük itiraz noktası, Hurufiliğin kurucusu Fazlullah-ı Hurufî ile ilgili inançlardı. ​Hurufi İddia: Fazlullah'ın, Allah'ın sureti olduğu ve "İnsan-ı Kâmil" mertebesine ulaştığı için Tanrı'nın onda tecelli ettiği (hulûl inancı). Bazı takipçileri onu Mehdi ve hatta Tanrısal bir varlık olarak görüyordu. ​Ana Akım Tepkisi: İslam'ın temel direği olan Tevhid (Allah'ın birliği ve eşsizliği) ilkesini yerle bir ettiği, bir insanı ilahlaştırdığı ve dolayısıyla açık bir küfür (zındıklık) olduğu gerekçesiyle cezalandırılması zorunlu görülüyordu. ​3. Şeriatı Kötüleme (İbahiye Eğilimi) ​Hurufiler, dini emirleri
Alıntı
Şii Onikiciliği resmi mezhep ilan eden
​Safevi Devleti (Safevi İmparatorluğu): 1501-1736 yılları arasında bugünkü İran, Azerbaycan ve çevresindeki geniş topraklarda hüküm süren, Şii Onikiciliği resmi mezhep ilan eden büyük Türkmen devletidir. İran Şahı: Farsça'da "Kral" veya "İmparator" anlamına gelen "Şah" unvanı, Safevi Devleti'nin başındaki hükümdar için kullanılan resmî unvandır. ​Yani, Safevi Devleti'nin hükümdarları "İran Şahı" unvanını taşırlardı. Şah İsmail, Safevi Devleti'nin kurucusu ve ilk hükümdarıdır. Resmi unvanı "Şah" idi. Bu dönemden sonra "İran Şahı" kavramı, Farsça konuşulan coğrafyadaki (İran'daki) hükümdarlık geleneğinin bir devamı olarak kullanılmıştır. Kısacası, Safevi Devleti, o dönemdeki İran Şahlarının yönettiği devlettir. Bu nedenle bu iki kavramı (Safevi Devleti ve Safevi Dönemi İran Şahı) aynı bütünün parçaları olarak düşünebilirsiniz. Kısacası, Safevi Devleti, o dönemdeki İran Şahlarının yönettiği devlettir. Bu nedenle bu iki kavramı (Safevi Devleti ve Safevi Dönemi İran Şahı) aynı bütünün parçaları olarak düşünebilirsiniz.
Alıntı