..
Bu gün bir hemşehrimle karşılaştım. İş bu ya, bu günde bahsi geçmişti güzel memleketimin.. Ne ara gitsek demişti sabah bizimkiler. Uzun zaman oldu tabi insan özlüyor toprağını. Hele bilinci taalluk etti mi, güzelliklerinin farkına vardı mı, ayrı bir tütüyor burnunda.
Neyse hemşehrim diyordum. Öyle ya, insan memleketinin kokusunu üzerinde taşıyana bile bir ayrı özlemle bakıyor. Velhasıl kelam, pazarda karşılaştım bu güzel insanla. Birde baktım küçük bir tezgahta yaş cevizler var çuvallarla. ‘’Nerenin cevizi bu?’’ dedim. Uzun zamandır Ekimin yeşili bulaşmamıştı ellerime.. Cevizler bir ayrı güzel gözüktü ondan gözüme.. ‘’Bizim oranın abla bu cevizler, yeni toplamışız.’’ dedi 10 yaşlarında ki çocuk suratıma tebessüm olan şivesiyle. Ne güzel bir samimiyet var ki içlerinde, ‘bizim oranın’ diyiveriyorlar gururla. Bilmez miyim çocuk ben sizin, bizim, benim toprağımı. Cevizi bile ayrı kokar benim güzel Ahlatımın!
‘’Açayım mı abla tadına bak istersen. Tadı başkadır Ahlat cevizinin.’’ Deyince ben daha cevap vermeden soyup vermişti ceviz kabuğundan kararmış elleriyle cevizleri elime. Hele böyledir birde insanları. İkram cevaba bakmaz onlarda. Onların gönülleri cömerttir bir kere.. İnanır mısınız, hayatımda yediğim en güzel cevizdi o...
Hatırlarım, küçükken bir keresinde ceviz hasadına gidecekti bizimkiler. Çoluk çocuk herkes gidiyor.. Sanırsınız şenlik var, sanırsınız bayram, sanırsınız ceviz toplamaya gidilmiyor. Neyse dedim bende gideceğim, şehirde büyümüşüz tabi annem izin vermedi gitmeme. Ellerin kararır dedi. Üzüldüm tabi ben, çocuksun işin eğlencesindesin! Büyükbabam geldi ‘’Karışmayın torunuma, ceviz toplamayan çocuk büyüyünce ben Ahlatlıyım demez.’’ Dedi. Tabi anlamıyorsun falan küçükken ama bu gün, o Ahlatlı çocuğun cevizlerini sahiplenişinde buldum ben