Sinema perdesinde 'son' yazdıktan sonra olup bitenleri düşünmekten vazgeçerek, Ralf'ı öptü. Ama, günün birinde birisi onun öyküsünü yazmayı aklına koyarsa, Maria bir peri masalı gibi başlamasını istiyecekti ondan: Bir varmış bir yokmuş...
Dün akşam, Ralf Hart bana bakarken, bir hırsız gibi bir kapıyı açtı. Ama giderken, benden hiçbir şey götürmedi; tam tersine, içimde bir gül kokusu bıraktı - o bir hırsız değil, beni görmeye gelen nişanlımdı
Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar, Maria adında bir fahişe varmış.
Durun bir dakika. Bir varmış bir yokmuş çocuk masallarının başına çok yakışır sahiden de, oysa 'fahişe' yetişkinlere özgü bir sözcük.
Bir öykü, böylesi açık bir çelişkiyle nasıl başlatılabilir? Her neyse, mademki ömrümüzün her anından bir ayağımızın peri masallarında, öbürüyse uçurumda, bırakalım bu öykü de böyle başlasın.