Bir kadının duygularını, hislerini bu kadar güzel anlayabilen ve yorumlayabilen kaç yazar vardır bilmiyorum ama Stefan Zweigh bu konuda harika işler çıkarmış bir yazar.
Stefan Zweig bu eserinde tutkuların insana yaşatabileceği iniş ve çıkışları, insanın tutkuları uğruna nelerden vazgeçebileceklerini, neleri göze alabileceklerini, neleri yapabileceklerini, duygularının peşinden giderken hayatın akışının nasıl yön değiştirdiğini; bir kadının 24 saat gibi bir süre içinde yaşadıkları üzerinden anlatıyor.
Stefan Zweig okuduğum her kitabıyla hayranlığımın arttığı bir yazar. Duyguları o kadar güzel aktarıyor ki her ne kadar umutsuz ve hüzün dolu olsa da cümleleri, okumak çok keyif veriyor.
“Kumarbaz”, yazarın ikinci Avrupa seyahatinin, kumar macerasının ve Polin Suslova aşkının anlatıldığı gerçek hayattan alınmış bir romandır.
Dostoyevski, bu romanda sadece Aleksey’in Polina ile olan aşkını veya Aleksey’in kumar tutkusunu anlatmamıştır. Yazar, “Kumarbaz”da farklı insanları, milletleri, duyguları ve düşünceleri bir armoni halinde vermiştir. Romanda bireysel
sorunlardan, toplum meselelerine kadar her şey işlenmiştir. Bazen kumar ve kumar tutkusunun sebepleri açıklanmış, bazen de hangi oyunların nasıl oynandığından ve kumarhanelerin özelliklerinden en ince ayrıntısına kadar bahsedilmiştir.
Dostoyevski’nin diğer eserlerinden daha zayıf olan bu eseri ilginç yapan en önemli özellik, yazarının kendi hayat tecrübesinin ve tutkularının bir ifadesi olmasıdır.