„Zerdüşt; 'şerefimle söylerim ki dostum, söylediğin şeylerin hiçbiri yoktur. Şeytan yoktur ve cehennem yoktur. Ruhun bedeninden daha önce ölecektir. Artık hiçbir şeyden korkma.“
„Bir zamanlar Tanrı'ya isyan, en büyük günahtı. Fakat Tanrı öldü ve onunla birlikte bu günahlar da öldü. Şimdi en korkunç şey, yaşama karşı günah işlemek ve 'bilinmesi mümkün olmayanı' yaşama amacından üstün tutmaktır.“
„Tanrı öldü. Tanrıdan geriye bir ölü kaldı. Ve onu biz öldürdük. Kendimizi nasıl avutacağız, biz katillerin katilleri? Neydi bıçaklarımızın altında ölümüne kan döken, dünyanın sahip olmuş olduğu bu en kutsal ve en kudretli şey: bu kanı kim silecek üzerimizden? Kendimizi temizlememiz için hangi su var? Hangi kefaret bayramlarını, hangi kutsal oyunları icat etmemiz gerekecek? Fazla büyük değil mi bize, bu amelin yüceliği? Sırf ona layık görünmek için bizim de tanrı olmamız gerekmez mi?“
Ey Zerdüşt,her şeyi biliyorum;
çoğunluğun içinde bir başına,benim yanımda olduğundan daha terk edilmiş olduğunu da!
Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka: bunu öğrendin şimdi sen!
Ve insanların arasında her zaman yabanıl ve yabancı olacağını da:
Yabanıl ve yabancı olcaksın, seni sevseler bile; çünkü her şeyden önce esirgenmek isterler!
Toplum bir köle satın almıştı. Kimden? Sefaletten.
Açlıktan soğuktan, yalnızlıktan, terk edilmişlikten, yoksulluktan. Acıklı bir pazarlık. Bir parça ekmeğe karşı bir ruh. Sefalet arz ediyor, toplum kabul ediyor.