Çünkü onları kandırıyorum. O apartmandaki insanların bana sempati duyduğunu biliyordum. Fakat ben onlardan çok korkuyordum. Korktukça seviliyor, sevildikçe korkuyordum.
* Spoiler* Yozo ana karakterimiz derin bi maskeleme ve bu maskenin ardında gizlenme çabasını anlatıyor. Kendisiyle büyük bi çatışmada gibi görünse de en büyük savaşı başkalarına karşı kullandığı maskenin düşmemesi için veriyor. İnsanlara karşı duymadığı merak, sohbet isteği, bağlanma hissi, yakın arkadaş olmama ... Bir noktada içten içe en çok kendisi gibi olmaya çabalarken en çok da kendisini yıpratan kişinin kendi olduğunu bilmemesidir. Karamsarlık, unutsuzluk gibi kötü diye nitelendirdiğimiz duygularla yoğruluyor. İntihar girişimi başarılı olmadı, evet ama keşke olsaydı dedirtecek noktaya getiriyor. Bazı insanların belki de hayatın tatlarına karşı şevki, merakı yoktur. Belki de aradığı nokta farklıdır. Yozo bu kitapta en büyük eleştiriyi kendisine yaparken aynı zamanda bizim de içinizdeki bene ithaflarda bulunuyor. Belki de...
Tanrı'dan bile korkuyordum. Tanrı sevgisine değil, sadece cezalandıracağına inanıyordum. İnanç. Bu, sadece Tanrı' nın kamçısını yemek için boyun eğerek mahkeme kürsüsüne ilerlemek için gerekiyor gibiydi. Cehenneme inansam bile, cennetin varlığına bir türli inanamıyordum.