Herkesin hayatında bir an var. Bir kriz. İnandığın şeylerin yanlış olduğunu söyleyen bir aksama. Herkesin başına geliyor, tek fark bu bilginin insanı nasıl değiştirdiği.
Neydi gerçeklik? Nesnel bir hakikat miydi? Kolektif bir yanılsama miydi? Çoğunluğun fikri miydi? Tarihsel bakışın bir ürünü muydu? Bir rüya miydi yoksa? Evet öyleydi belki de . Ama şayet rüyaysa bir türlü uyanamadigim bir rüyaydi.
Gecmis ve gelecek yalnızca mitti. Geçmiş ölen şimdiki zamandı ve gelecek hic bir zaman var olmayacaktı, çünkü ona ulaştığımızda gelecek zaman şimdiki zamana dönüşecekti. Şimdiki zaman sahip olduğumuz tek şeydi. Sürekli devinen, sürekli değişen bir şeydi şimdiki zaman. Ve hercaiydi. Yakalamanın tek yolu geçip gitmesine izin vermek, onu serbest bırakmaktı.