AyferK

Peygamber efendimiz(s.a.v):”Herkesin bir şeytanı vardır.”demiştir. ‘Peki senin de mi ey Allahın elçisi?’diye sorulduğunda : “Evet ,fakat benimki teslim oldu. Artık iyilikten başka bir şey fısıldamıyor.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yine bir kutsi hadiste şöyle buyrulur:”Bir kulumun kalbine baktığımda, onun kalbinin beni anmakla meşgul olduğunu gördüğümde onun tüm işlerini üstlenirim, onunla oturur, konuşurum ve arkadaşı olurum.”
Hazret-i Peygamber kalpleri dörde ayırarak şöyle der: Birincisi müminin kalbidir. Tertemizdir, içinde ışıl ışıl bir kandil bulunur. İkincisi kafirin kalbidir. Kapkaradır, alt üst olmuştur. Üçüncüsü münafığın kalbidir ki kabuk bağlamıştır. Sonuncusuyse iman ve nifak arasında gidip gelen kalptir. Bu kalpte imanın durumu bir tahılın durumu gibidir. İyi bir suyla beslendiğinde kök salar, boy verir. Bu kalpte nifakın durumuysa çıban gibidir. Onu da irinler ve kötü sular besler. Bunlardan hangisi galip gelirse kalbin sahibi o olur.
Beden şehir gibidir. Akıl ise bu şehrin valisi ve işlerini yürüten kişiye benzer. Akıl derken insanın idrak eden gücünü kastettiğimizi söylemiştik. İç ve dış duyu organlarımız aklın idrak eden güçleri gibidir.
Kalbin bineği beden, azığı ilimdir