AyferK

“Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi.”
Reklam
Vicdan hayallerin, aşırılık­ların, eğilimlerin kaosu, düşlerin fırını, utanç verici düşün­celerin barınağı, safsataların batakhanesi, tutkuların savaş alanıdır. Ara sıra düşünen bir insanın solgun yüzünden içeri sızıp o ruha, o karanlığa bakarsanız, orada, dış dünyanın sessizliğinin gölgesinde, Homeros'ta olduğu gibi develerin savaşını, Milton'da olduğu gibi ejderhaların ve canavarla­rın dövüşmelerini , hayalet bulutlarını, Dante'de olduğu gibi hayali sarmalları görürsünüz. Her insanın içinde taşıdığı ve beyninin iradesini ve günlük davranışlarını umutsuzlukla ölçtüğü o sonsuzluk ne de kasvetlidir!
İnsan
lsırgan otu doğrandığında kümes hayvanları, öğütüldüğünde bü­yükbaş hayvanlar için güzel bir yem olur. Samana katılan ısırganotu hayvanların tüylerini parlaklaştırır; tuzla karış­ tınldığında muhteşem bir sarı boya oluşturur. Yılda iki kez biçilen mükemmel bir ottur. Peki ısırganotu ne ister? Biraz toprak yeter, ne özen ne ekim ister. Sadece ot olgunlaştıkça tohumları döküldüğü için toplaması zordur. Hepsi bu. lsır­gan otu biraz çabayla yararlı hale gelecekken, ihmal edildi­ğinden zararlı bir ota dönüşüyor. O zaman onu kökünden koparıyorsunuz. Çoğu insan ısırganotuna benzer!" demiş, kısa bir sessizliğin ardından eklemişti: "Dostlarım, şunu aklınızda iyi tutun, kötü ot ya da kötü insan yoktur, sadece kötü çiftçiler vardır."
Yozlaşmış şehirler çok acımasız insanlar üretirler. Dağlar, denizler, ormanlar, insanı vahşileştirip acı­masızlaştırsalar da, insanın insani yanını pek yok etmezler.
çünkü bir kayada olduğu gibi bir kişilikte de su damlaları­nın açtığı delikler olabilir. Bu delikler kaybolnaz, bu olu­şumlar yok edilemez.