Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Koca çarkları tutan büyük zincirin küçük birer halkasıyız sadece, farkında olarak, farkında olmayarak. Zaman; ne yaptığımız değil, neye yol açabileceğimizmiş. Bir soru değilmiş, cevap da. Bunu gördüm, bunu yaşadım, buyum, bu oldum. Isteyerek. Istemeyerek. Kıyametlerimiz kadarmışız sadece. Hepsi o kadarmış, hepimiz o kadar. Birçok hayat yaşadım, ama hep az. Hikâyeler arayıp durdular bedenleri aynı nefesleri farklı tüm benler, ait olmak istediler, teğet geçtiler. Bir toprak aradım, 'toprak' diye bir şey yokmuş, toprak diye bir şey varmış; üstünde çizgileri olmayanından. Yolcusu oldum rüzgarların savurmasına izin verdiğim mevcudiyetimin. Cennet cehennem, iyi kötü, yaşam ölüm. İnce bir ipliğin üzerinde yürüdüm. Kimse fırlatmadı üstüme, dengemi bulmak için yanlara doğru sarkan o esnek uzun sopadan. Tevfik Öğretmen haklıymış; şeytan da biziz, cin de; ne şeytan, ne melek, dünya dönecek cennete insanla. Ya da dönecek cehenneme benimle.
Gönüllü olmayan tek gönülsüz esirler bizlerdik, günlerimiz her gün aynı, kısır bir döngüden ibaret tutsak bedenlerimiz. O demir kuşları ilk gördüğümde Britanya'da, nereden bilebilirdim ki zamanı geldiğinde onlardan atılacak bombaları kendi ellerimle üreteceğimi. Ne yaparsa yapsın insan, kurtulamıyor bir türlü sistemin çarkları arasında sıkışıp kalmaktan, bir hortum gibi içine çekiyor, masum kanını senin de ellerine bulaştırarak, çoğu zaman haberin bile olmadan.