Bir yolculuktan asla aynı dönmeyiz. Orada bir parçamızı bırakır, buraya pek çok şey getiririz. Yeni ufuklar bizi büyütür, bize daha bir tuval ve yüzey bahşeder.
Kendini açığa vurmanın en iyi yoludur seyahat. Ve belki de seyahat ederek işte bunu ararız; hakikatimizin ne olduğunu öğrenmeyi.
Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir.
İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider.
Bilmen gereken bir şey daha: Bir şeye asla inanma. Asla! İnanmak, bir şeyi deneyim yoluyla bilip anlamadan, kendini onun doğruluğuna ikna etmektir. Ve inanç çok tehlikelidir, çünkü bir şeye inanmak, yaşamını, tutumlarını ve güvenini varlığında gerçek olarak hissetmediğin bir şeye teslim etmek demektir, ve bu seni çok savunmasız kılar. Ve bu savunmasız hal içinde şartlandırabilir, kurnazca yönlendirebilir, ve bu yaşamını yitirebilirsin -hepsi de bir inanç yüzünden.