"Bilinmesi gereken şeyleri insanın kendisinin tatması iyidir, diye gecirdi içinden. Dünya zevklerini ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim. Hanidir biliyordum bunu ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemde biliyorum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık!"
"Hayır, akılla ilgisi yok bunun. Oysa bazı insanların küçük çocuklarınki kadar aklı, öyleyse böyle bir sığınak vardır kendilerinde. İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varama yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar."
"Anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez; yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır. Oysa dünya kitabını ve kendi varlığımın kitabını okumak isteyen ben ne yaptım, önceden varsaydığım bir a lam uğruna işaretleri ve harfleri hor gördüm, görüntüler dünyasına yanılsama, dedim; kendi gözümü ve kendi dilimi nasılsa var olmuş değersiz nesneler saydım. Olama böyle şey, geride kaldı bu, artık uyandım, gercekten uyandım ve ancak bugün açtım dünyaya gözlerimi "