Kendi varlığımı ancak özgür olarak gerçekleştirebilirim, yaşamı algıladığım gibi ancak özgür olursam yaşayabilirim; kendi varlığımın, sezgilerimin, aklımın götürdüğü yere ancak böyle götürebilirim
Kutsal kitaplarda, ‘Önce söz vardı’ denmesi de bence Dünyanın ona ad verilmesiyle bizim için anlama kavuştuğunu gösteriyor. Söz olmasaydı, Dünya elbette yine var olacaktı, ama asla bizim Dünyamız olmayacaktı.
Ben konuşmanın imkânsız olduğunu söylerken aslında iki insanın bir konuşmayı inşa etmek için gerekli olan karşılıklı anlamayı gerçekleştiremeyeceklerini savunuyorum. Bunun nedeni de sözcüklerin her birinin o sözcükleri kullananların deneyimlerini yüklenmeleri ve o deneyimlerin anısını taşıdıkları için de hiçbir zaman aynı sözcüklerle konuşamayışımız.