İçtenlikle hatta dostça, yaptığım herhangi bir şeyden hiçbir zaman gerçek anlamda pişmanlık duyamadığımı ona anlatmayı isterdim. Kafam hep ne olacağıyla, bugünle ya da yarınla meşgul olurdu.
Hırıldayan sesiyle, "Ben kimim ağa?" diye soruyordu bana. "Kafes arkasında idam bekleyen Şehzade iken de aynı insandım, padişah iken de. Şimdi de aynı kulum. Kolum, bacağım, yüzüm, ellerim, ayaklarım, gözlerim aynı. Niye beni bir tahta çıkarıp bir öldürüyorlar? Demek ki kader benim elimde değil."