“Hava çok soğuk," dedi Kırlangıç. "Ama bir sıcaklık hissediyorum içimde."
"Çünkü iyilik yaptın," dedi Mutlu Prens. Kırlangıç düşündü ve uykuya daldı. Düşünmek hep uykusunu getirirdi.
Pişmanlık hayatın gerçeği; nasıl yaşarsan yaşa, her zaman bazı konulardan pişman olacaksın.
Geçmişin bir kısmına takılıp, neden böyle oldu, diye suçlamaman gerek kendini. Geçmişi olduğu haliyle kabullenip bundan sonra ne olabileceğine bakmalı insan.
Peygamberlerle görüşen ölüm meleği Azrail, Hz. Süley man'ın ziyaretine gitmişti. O sırada orada bulunan bir gence manalı ve hayret dolu gözlerle baktı. Kısa süren bir sohbet- ten sonra da izin isteyip ayrıldı.
Genç, Hz. Süleyman'a onun kim olduğunu sordu. Hz. Süleyman, "Azrail'di," diye cevap verdi. Birden gencin içine bir korku düştü. Yüzü sarardı ve tir tir titremeye başladı. Hz. Süleyman bunu görünce, "Ne oldu sana, nedir bu halin? Metin ol, o senin için gelmedi, zaman zaman yanıma gelir," dedi. "Çok tuhaf ve manalı gözlerle baktı. İçime bir korku düştü," dedi genç ve şu dilekte bulundu: "Ey adaletli hükümdar! Allah rüzgârları senin emrine verdi. Ne olur, rüzgarlara emret de beni Hindistan'a götürsünler. Azrail'den uzak olmak istiyorum. Bir müddet orada kalıp dönersem içimi dolduran bu korkudan kurtulurum."
Hz. Süleyman gencin ricasını kabul etti ve rüzgârlara emretti. Onlar da onu Hindistan'ın Seylan adasına uçurdular. Ertesi gün Azrail yine uğrayınca Hz. Süleyman, bir gün önce olanları hatırlatıp gencin durumunu sordu. Azrail şöyle cevap verdi:
"Ey Allah'ın peygamberi, benim o gence manalı bakmamın nedeni, onu burada görünce şaşırmamdı. Çünkü Allah bana o günün gecesinde onun ruhunu Hindistan'da almamı emretmişti. Bu adamın yüz kanadı olsa yine de o vakte kadar Hindistan'a gidemez, diye düşündüm. O yüzden kendisine tuhaf tuhaf baktım. Fakat Hindistan'a gidip tam vaktinde onun da oraya geldiğini görünce emri yerine getirdim ve Allah'ın takdirine hayran oldum. Sana bugün tekrar uğramamın nedeni de bu işin sırrını ve dün benden sonra olanları öğrenmekti."