İrade zayıflığı, içsel dürtüler ve klişelerden de destek alarak hatalara devam edip alenileştirmeye kalkınca ve buna etraftaki kötü örnekler, dil, ortam, dürtüler de eklenince irade terbiyesinden uzaklaşmamıza neden olan sis perdesini yaratmış oluyoruz. Bu perdeyi yok etmenin sadece bir yolu var; tefekkür. Kendini dinlemek için kabuğuna çekilip, çevredeki yönlendirmelerden sıyrılıp ruhunun derinliklerine müspet düşüncelerin yerleşmesini sağlamak.
Kim ki düşünmez, yapması gerekenleri aklının bir tarafında tutmazsa ve amacına ulaşmak için ciddiyetle çaba harcamazsa sıradanlığın oyuncağı olur. Belirsizlik sebebiyle maksadını karıştırır, yönünü şaşırır.
… işimize yarayan olumlu alışkanlıkları ve hangisi olursa olsun ilişkili olduğu duyguları, fikirleri uzun süre bilincimizde tutmaya gayret edeceğiz. Bu fikirlere şekil vermek, netlik kazandırmak görevimiz olacak. Bunun için de fikri somut, detaylı ve apaçık görmek gerek. Ayrıca bu metot, duyguların öz çekim gücü ve birbirleriyle olan iletişimi sayesinde benzer başka duyguların da yeşermesine hizmet eder.
Çünkü bir meselede sadece göz gezdirmek tembel ruhların bakış açısıdır. Tefekkür eden aklın bakış açısı ise tam tersine tıpkı bir bal arısı gibi fikrini damla damla oluşturmaktır.
... bazı insanlar da kendi kendilerine yabancıdır. Daha doğrusu ilgilerini dışarda olan bitene o kadar çevirmişlerdir ki var oluşlarını bulup keşfetmek için kendi içlerine inmeye cesaret edemezler... Tecrübelerinden koca bir hiç edinirler. Onca şeye bakarken aslında hiçbir yere bakmadığı anlaşılır.