Hayali olmayan kendi hikayesini yazamaz. Kurun hayalleri, gidin peşinden, Vazgeçmeyin, İnanın.. Hayallerinin peşinden koşanların sesini hayat duyar ve ona destek verir…
Gençlerimizin yaşam alışkanlıkları öyle bir değişti ki ; kitap okumak , bir araya gelip keyifle sohbet etmek ve duyguları samimiyetle paylaşabilmek yavaş yavaş unutuluyor. Herkesin elinde bir telefon ; insanlar artık birbirinin yüzüne bakmak yerine ekranlara kilitlenmiş durumda. Hatta bu öyle bir bağımlılık ki kişiye dünyayı unutturuyor; sırf bir şeyleri kayıda alacağız diye yaşanan kazalar , yitip giden canlar var. Oysa doyumlu bir hayattan bahsetmiştik ; işte bu telefonlar o doyumu elimizden alıp sosyalleşmeyi bitiriyor. Ben kitap okumayı her yaştan insana ısrarla öneriyorum. Çünkü kitap, hem dünyanı zenginleştirir hem de sana yaşayamadığın , bilemediğin ve deneyimleyemediğin o uzak dünyaları bir tepside sunar..
İnsanı asıl mutlu hissettiren ulaşılacak son durak değil, o hedefe varana dek yürüdüğü yoldur. O yol çok engebeli ve tüketicidir, müthiş bir sabır ister ; ancak biz o süreci iç dünyamızda değerli kılmazsak, ulaşılan başarı bunca emeğin yanında küçücük kalır..
Konuşulamayan öfke gider mideye oturur, ifade edilemeyen korku kalp çarpıntısına döner, bitmek bilmeyen kaygı uykuları kaçırır. Hüzün boğazda düğüm olur, stres gider kaslara yerleşir ve sırt ağrısı, boyun tutulması yada baş ağrısı olarak kendini gösterir. İnsan her ne kadar “ iyiyim” dese de, vücudu başka bir yerden sinyal vererek “ iyi değilim “ diye haykırır. Çünkü beden duygusunun inkar edilmesini sevmez ve bir yerden mutlaka sesini çıkarır..