Ayşe gökoğlu

Ayşe gökoğlu
@ayse__gokoglu
Soyulur muydu kabuğu hayatın, yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı
İnsanlar kendilerinde teşhis ettikleri ve yüzleşmekten kaçındıkları duyguyu bir başkasına yansıtır; utanmayı bilmeyenler başkasını utandırarak var olur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayatınızda biri varsa ve onu sevdikçe değişmiyorsa, aksine size olsan sevgisi artıyorsa, mesela onca işin gücün arasında size yazıyorsa, sabah uyanır uyanmaz sizi hatırlıyor, gece uyumadan önce sizi düşünüyorsa, Her gün bir defa bile olsa sesinizi duymak istiyorsa, sizi hayatındaki bütün insanlardan ayırıyorsa, en ufak bir tartışmada hemen arıyor ve sen haklı ben haklı tartışmasına girmeden konuyu tatlıya bağlıyorsa, nerede olursa olsun sevginize ve yüreğinize sadık kalıyorsa, hayatta maddiyattan ziyade sadece mutlu olmaya inanıyorsa, Hayatınıza saygı duyuyor ve sizi emri altına almaya çalışmıyorsa, arada mesafe olmasına rağmen size güveniyorsa, başkalarının olumsuz yorumlarına kulak asmiyorsa ve her yerde size sahip çıkıyorsa, o insana kalbinizden başka yerde nefes alma hakkı vermeyin... - Atakan Gülgar
insanlar sizden uzaklaştığı zaman, bırakın gitsinler. Bu, kaderinizin onlara bağlı olduğu veya onların kötü insanlar olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, onların sizin öykünüzdeki rollerinin son bulduğu anlamına gelir. /Julia Roberts/
En temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.
...Çünkü hiçbirinde fikirler ve bilgiler şahsiyet haline gelmemiştir. Hiçbiri ukalalık etmek için malzeme toplamaktan başka bir şey düşünmemiştir. Hiçbiri insanı insan yapan şeyin şahsiyet olduğunu, bütün ilimlerin, bütün tecrübelerin yalnız bunu temine yaradığını anlamamıştır. Onun için bu nevi insanlardan bahsedilirken boyuna birbirine uymaz sözler duyarız. Biri aptaldır derken öteki akıllı, biri ahlaksız derken diğeri haluk* der. Şu tarafı iyi ama bu tarafı çürük diye hükümler verilir. Bir insanın, bilgisi, düşünceleri, mantığı, ahlakı, hulasa her şeyiyle bir kül* olduğunu henüz anlayan yok. Bu muhtelif taraflar bir insanda ne kadar ayrı çehre gösterirse göstersin, bir noktada birleşir ve bir ahenk vücuda getirirler. O nokta da şahsiyet dediğimiz şeydir. İşte bunun için ben bu yarım, bu iğreti, bu zavallı ve gülünç adamlarla ahbaplık etmekten sıkılıyorum. Buna mukabil, piyano dersi verdiğim sekiz yaşındaki bir çocuk, eğer ailesi tarafından gayret edilip daha bu yaşta kuşa benzetilmemiş ve tabii halinde inkişafa bırakılmamışsa, benim gözümde birçok büyük muharrir ve mütefekkirlerden daha alaka verici bir mahluktur.