Yüksekten uçan herkesle akraba
belli bir rakımın üstünde doğdum.
seslerin önce kayalara vurup sonra
kulaklara aktığı bir yerde çıplak.
uzak. yüksek.
kışın çok yağışlı yazın seyrek ..
uzun anlattım uzaktaki yakın ve
yakın doğunun uzak günlerini...
uzatmayalım...aydım çıplak ..yürüyorum çıplak.
yüksek.
kışın çok yağışlı, yazın seyrek.
doğdum
büyük bir hadise olarak geçmedi kayıtlara.
büyüdüm yalınayak.
ve yüksek!
kışın çok yağışlı yazın seyrek.
içindeki her şeyin pahalı değil
değerli olduğu evlerin hep soğuk
sularla sulanan akşamüstlerinden geçtim ..
vesikalık için taktığım çok
oldu fotoğrafçı gravatları....
saçlarım ıslak..üstümde önlük...
ve (evet)
yüksek!
kışın çok yağışlı yazın seyrek.
bir otobüs yolculuğudur ki bitmez
kilidi kuvvetli kapılardan girilen bir evde,
kendine çeki düzen veren
yarım yüzyıllık bir serseri.
usta kılığında bir cambaz
ne dediğini bilir de bazen
ne yaptığını hatırlamaz.
patavat işinde bir mühendis
ağzından çıkandan
dimağı habersiz.
ya kafiyelere kurban eder kendini,
ya da hep kafası karışık
kendisiyle ilgili.
keşke gelsen…
her neredeysen….
itimat sektöründe yaralı
ceylanlardan oluşan bir tabiat alanı
sanat ki tabiatın arta kalanı.
yalnızlığıma perdedir futbol tivi
ve ekranlardaki çığlık sistemi
içerde kimse yok
bakma sen habertürk,
açık oturum,
bir kulağımda memleket sesleri.
senin gözlerindeki merak
ve biraz da hayranlık belki…
keşke gelsen…
her neredeysen….
açık konuşalım ki meram
kendine gelsin akşamları
ne yaparsa yapsın dışarda