Küçük adamlarını, kendinin baskıcı zalimleri olarak yükselttiğini, gerçek büyük adamlarını ise düşünce şehidi kıldığını; onları çarmıha gerdiğini, asıp kestiğini, aç bırakıp öldürdüğünü; onlara ve senin hakkındaki tasarılarına aldırmadığını; yaşamındaki ufacık zevkleri kime müteşekkir olduğunu fark etmediğini, görüp anlaman gerek.
Özgürlüğünü fethetmeyi, onu kendin ve diğerleri için güvence altına almaktan daha iyi becerdin. Bunu çoktandır biliyorum. Ama anlamadığım şey, bataklıktan çıkmak için bunca çile çektikten sonra, niçin hep daha berbat bir bataklığın içine gömüldüğün. Sonra, yavaş yavaş, el yordamıyla dikkatlice etrafı gözlemleyerek, neyin seni köleleştirdiğini buldum: Sensin, kendi kendinin köle tüccarı!
Kendine bakmaya korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun, küçük adam, sana vaat edilen iktidardan da korktuğun gibi. İktidarını nasıl kullanacağını, bilmiyorsun. Kendini şimdikinden daha değişik duyumsayabilmeyi, tasavvur etmek bile etmiyorsun: İki büklüm yerine, özgür; taktik yerine, açık; gecenin karanlığında bir hırsız gibi değil de, güpegündüz severek.