Yoksul ve zayıf Türk ordusunun, isyan ile savaş arasında ezileceğini sananlar ya da ümit edenler az değildir.
Fidan halindeki ordu, canını dişine takarak, Yunanlıları püskürtür (6-11 Ocak 1921, Birinci İnönü Savaşı), sonra da orduyla çatışmaya yeltenen asi Ethem'in kuvvetini ezip dağıtır. Ethem, iki kardeşi ve bine yakın adamı Ege'yi yakıp yıkan Yunanlılara sığınacak, bundan sonra Yunanlılar için çalışacaklardır. Yoktan var edilmiş ordunun 'hıyanete ve düşmana karşı' kazandığı bu ikiz başarının iç ve dış etkisi çok büyük olur. isyanlar son bulur. Halkın orduya ve Meclis'e desteği artar. Milli iktidar daha da güçlenir. Ankara'da aylardır açık kapalı devam eden tartışmalar son bulur ve Meclis,anayasa tasarısını kabul eder.
Tasarıdaki bir hüküm, doğrudan rejimle ilgilidir, saltanatçıları ve halifecileri telaşlandırır ama her vakti gelmiş düşünce gibi onu da durdurmak artık mümkün değildir, anayasada yerini alır:
"Egemenlik, kayıtsız ve şartsız milletindir!"
Bu hüküm milleti, Allah'ın gölgesi olarak nitelenen padişahın kulu olmaktan çıkarıp devletin sahibi ve yurttaş yapıyor."
Başımı yastığa koyar koymaz uykum açılıyor. Sanki ben bir korku filmi yönetmeniyim de senaristler yazdıklarını teker teker karşımda okuyorlar. Okudukları her cümle görüntüye, sese, kokuya, dokunuşa dönüşüp odanın karanlık tavanında canlanıyor. Bu okuma seansı bir türlü bitmek bilmiyor.