-sesimi başıma attım ,zehrim çatladı
-hiçbir şey yapmadan oturan insanların aslında devasa yükler taşıdığından şüpheleniyordum .
- herkes bağırırken onların seslerini dahi bastıracak kadar susmak gibi
- geceye mukavemet gösterdiği oranda inceliyordu insan ,sonra yazabilen yazıyor ,bağırabilen bağırıyor,ikisini de yapamayan var gücüyle susuyordu,susup uyudum
-mutsuzluklarını kendi imkanlarıyla idare edebilenler vardır
-bilmemek bilmekten iyi miydi? Dolstoyevski “herşeyi anlıyorum ve bu beni öldürüyor …
-umursamıyordu hiç birşeyi artık Yusuf tıpkı Doğu nun yaptığı gibi
-kitaplarımı incitmeden oku
- kendimle yaşama mevzusu bazen içinden çıkılmaz bir hal alıyor ,kendime tahammül etmek için rüyalara el açıyorum
-ölecek olan bedendir nihayetinde ,ruh sadece beden değiştiriyor
-o peri yüzlü sevgili bir gece rüyana gireceğim dedi,sevincimden yıllardır uyku yüzü görmedim (zati)
-keşke insanların bir kalbi bir beyni olacağına ,iki kalbi olsaydı
-aşk bela mıdır ,yoksa şifa mı ?
- halbuki başkasını taklit ederek maskelerle dolaşanlar ,herhangi bir engelle karşılaşmadan ,mutsuz olduklarının farkında bile olmadan yaşayıp gidiyorlardı
-bol kalbin işleyişi ile dünyanın dönüş hızı aynıdır ,kalp dolunca kalbinde dünyanın da vezni bozulur .
-insan kendini bilmeye etrafını saran boşluğu farkettiği an başlar ,adını koyamadığı bu boşluğa tırnaklarını geçirir ,onu yok edemeyeceğini anlayınca çevresini eşyalarla ,”ilimle sanatla doldurmaya başlar ,bir süre sonra anlar ki boşluk aslında dışında değil içindedir ,üstelik onu doldurmak için koyduğu her nesne boşluğu küçülteceğine,genişletmiştir
Kitabın tamamını yazmam gerekecek her cümlesinde ayrı bir ima ,ayrı bir anlam zenginliği var …