"Çektiğimiz acının en büyük kaynağı, kendimize söylediğimiz yalanlardır."
Yaşadığımız deneyimlerin her yönü hakkında dürüst olmaya iterdi bizi. Sık sık insanların gerçekten ne hissettiklerini bilmeden ve fark etmeden daha iyi olamayacaklarını söylerdi.
Bedeninizin tüm gerçekliğini tüm İlker yönleri ile kabul ederseniz yaşamınızı dolu dolu sürdürebilirsiniz.
Bir hastaya, arkadaşlarınıza ya da çocuklarınıza yapmayacağınız bir şey yaparsanız istemeden hastanın geçmişini bir travmaya yeniden canlandırıp canlandırmadığınızı da hesaba katmalısınız.
'Halüsinasyonların' gerçek deneyimlerin parça parça anıları olması ihtimali var mıydı?
Halüsilasyonlar hasta beyinlerin uydurması mıydı?
İnsanlar hiç yaşamadıkları deneyimleri fiziksel olarak algılayabilir miydi?
Yaratıcılık ve patolojik hayal gücü arasında net bir çizgi var mıydı? Ya da bellek ile imgeden arasında?
Bu sorular günümüze dek yanısız kaldı ancak araştırmalar çocukken istismara uğrayan kişilerin fiziksel hiçbir nedeni olmayan algıları hissettiklerini ( abdominal ağrı gibi ); tehlike uyarısı yapan ya da çirkin suçlar için suçlayan sesler duyduklarını göstermiştir.
Her yıl Amerika Birleşik devletleri'nde yaklaşık 3 milyon çocuk çocuk istismarı ve ihmal kurbanı olarak bildirilmektedir. Bu olguların Bir milyonu yerel çocuk koruma hizmetlerini ya da mahkemelerini harekete geçmesine neden olacak kadar ciddi olgulardır. Başka bir deyişle dışarıda Savaş bölgesinde hizmet eden her askere karşılık kendi evinde tehlikede olan 10 çocuk bulunuyor.
Bu oldukça trajik bir durumdur büyümekte olan çocuklar için bu korku kaynağı, düşman savascilar değil de kendilerine bakan kişiler olduğu için iyileşmeleri oldukça zordur.
Travmanın ardından dünya bunu bilenler ve bilmeyenler olarak kesin bir şekilde ikiye ayrılır. Travna yaşamayan insanlara güvenilmez çünkü bunu anlayamazlar üzücü bir şekilde bu ailem eşleri çocukları ve iş arkadaşlarında kapsar.