İnsanlar olarak kendimizden önce maruz kaldığımız doğru olarak nitelendirilen bilgilere inanma eğilimindeyiz. Kimi doğrular vardır ki çok derine yerleşmiş ve bizim hareket, günlük yaşantı ve korkularımızda belirleyici olmuştur. Belirtilen doğruların üstüne düşünülmesi ve inançlarımızla oluşturduğu çelişkinin farkına varılması, bu doğruların kişi adına yerle bir edilemiyorsa bile gerçeğin kabulü ve insanın gerçek karşısındaki acizliğini kabul ederek sorumluluğu üstüne alması yazarın okurundan istediği şeydir. Farkındalık kazanan insan çelişkiyle yaşamını sürdüremeyecektir. Dolayısıyla bu dayanılmazlıkla gerçek doğrultusunda yol almaya başlayan insan zaman içinde güç kazanacak ve hakikati gerçeği kılacaktır. Tanrı'nın egemenliği kişinin içindedir.