Suriye, Lübnan Ürdün ve Irak ulusları; yerel tarihi, coğrafyayı ve ekonomiyi dikkate almayan Fransız ve İngiliz diplomatlarının kumun üzerine rastgele çiziktirdiği sınırların ürünüdür. Bu diplomatlar 1918’de Kürdistan, Bağdat ve Basra halklarının o andan itibaren “Iraklı” olacağına karar verdiler. Kimin Suriyeli kimin Lübnanlı olacağınıysa esas olarak Fransızlar belirlediler. Saddam Hüseyin ve Hafız Esad, İngiliz-Fransız ortaklığı tarafından üretilmiş ulusal bilinçlerini güçlendirmek ve yaymak için ellerinden geleni yaptılar ama çok açık ki, uluslar sıfırdan yaratılamaz. Irak ve Suriye’yi inşa etmek için uğraşanlar, bazıları binlerce yıllık geçmişe dayanan gerçek tarihi, coğrafi ve kültürel mirasları kullandılar.
Saddam Hüseyin, Abbasi halifeliğinin ve Babil İmparatorluğu’nun miraslarını kullandı, hatta en gözde zırhlı birliklerinden birinin adını Hammurabi Birliği koymuştu, ama bu Irak ulusunu eski bir topluluk yapmaya yetmiyordu. Dolabımda iki yıldır duran un, yağ ve şekeri kullanarak
pasta yapmam, pastanın da iki yıllık olduğu anlamına gelmez.
Devlet de aile ilişkilerini, özellikle de çocukla ebeveynler arasındaki ilişkiyi yakından izlemeye devam ediyor. Ebeveynler çocuklarının devlet tarafından eğitilmesine izin vermek zorundalar, ayrıca çocuklarına şiddet uygulayan veya kötü davranan aileler devlet tarafından smırlandırılabiliyor. Gerek görülürse devlet aileleri hapse bile atabilirken, çocukları da koruyucu ailelere verebiliyor. Yakın bir zamana kadar, devletin ailelerin çocuklarını dövmesini veya aşağılamasını engellemesi gerektiği fikri gülünç ve imkansız olarak görülürdü; çoğu toplumda ebeveyn otoritesi kutsaldı. Çocukların ebeveynlerine saygı gösterip itaat etmeleri en önemli değerlerken, ebeveynler neredeyse her istediklerini yapabiliyorlardı. Yeni doğan bebeklerini öldürmek, çocuklarını köle olarak satmak ve küçük kızlarını yaşlı adamlarla evlendirmek de bunlara dahildi. Bugünse ebeveyn otoritesi büyük gerileme yaşıyor ve gençler anne babalarına gitgide daha az itaat ediyorlar. Gelgelelim ebeveynler hâlâ çocuklarının yaşamlarındaki hemen her yanlıştan sorumlu tutuluyorlar.
Çekirdek aile modem yaşamdan tamamen silinmedi. Devlet ve piyasa aileden pek çok önemli siyasi ve ekonomik roller alırken, geriye bazı önemli duygusal roller bıraktı. Modern aile hâlâ en temel ve yakın ihtiyaçları karşılarken, devlet ve piyasa (şu ana kadar) başarısız oldu; buna rağmen aile giderek daha fazla müdahaleye maruz kalıyor. Piyasa insanların duygusal ve cinsel hayatlarını nasıl yaşayacağına bile giderek daha fazla karışıyor. Aile geleneksel olarak başlıca çöpçatanlık kurumuyken bugün duygusal ve cinsel tercihlerimizi belirleyen ve etkileyen, sonra da istediğimiz şeyi (yüklüce bir ücret karşılığında) bize sağlayan piyasadır. Eskiden gelin ve damat ailenin salonunda bir araya gelir ve para bir babadan öbürüne geçerdi. Bugünse flört kafelerde ve barlarda gerçekleşirken para da âşıklardan garsonlara geçiyor. Bundan çok daha büyük miktarda para ise kafeye girerken piyasanın ideal güzellik tanımına olabildiğince yakın olmamıza yardımcı olan moda tasarımcılarının, spor salonu yöneticilerinin, diyetisyenlerin, kozmetikçilerin ve plastik cerrahların banka hesaplarına akıyor.
Bu yeni etik, zenginlerin yaşamlarını açgözlü ve daha fazla para kazanmakla uğraşarak geçirmeleri, geniş kitlelerin de arzularını ve tutkularını gidermek için daha fazla satın almaları koşuluyla cenneti vadediyor. Bu, tüm yapılması buyurulanları inananların yerine getirdiği tarihteki ilk dindir. Peki bunun karşılığında cennete ulaşacağımızı nereden biliyoruz? Çünkü televizyonda öyle gördük.