bütün günümü sana anlatmak için yaşamışım gibi hissediyorum bir anlık oturunca. insan yorulduğunu oturunca anlar da dinlendiğini nasıl sana bakınca hisseder?
alnımda bir iki su çiçeği izi var, sana anlatana dek heyecan verici değildi o kadar. nefret ederdim aynaya her baktığımda, şimdi yüzüme bakıyorsun ve ben biliyorum güzel bir şeyler var orada.
yaşamak denilen bu çetrefilli his, artık zorlamıyor göğüs kafesimin duvarlarını. telefonun bir ucunda, beni görmesen de kaşlarımı çattığımdan çok emin bir halde şekilde gönül almaya çalışmaların ve sen. yaşamak bu kadarmış, zor veya kolay. fark etmez. bu kadarmış.
-ayşegül kızılarslan.