ışkın kaya

ışkın kaya
@ayseiskinkaya
9/10
·96 syf.··
2023 1. kitabı
Rıchard bach adlı yazarımızın 2013 yılında basmış olduğu martı kitabında ilk dikkatimi çeken özelliğinin içeriğinde oldukça fazla gerçek fotoğrafların bulunmasıydı şahsen olay kurgusunun beynimizde canlanmasını en çok etkileyen unsurdu, içeriğine gelecek olursam insanın iç dünyasının ve bulunduğumuz durumların bir martı üzerinden tasvir edilmesi bazı gerçekleri daha çabuk kabullenmeme sebep oldu çünkü yaşadığımız bir olaya dış gözlerden bakınca gerçeklerin daha çok farkında oluyoruz. Bach'ın kaleminin, kişiyi olayın içinde hissetirmesi ve yazılanların büyüsüne kaptırmasından ötürü güçlü olduğunu düşünüyorum. Yazarlık tarihinde aynı mesajı barındıran bir çok kitaptan biri olduğunu da unutmamak lazım ; örneğin içimizdeki müzik kitabındaki melody'nin jon ile bağdaşan özelliklerinin olması ve sınırların aşılıp mucizelerin gerçek olacağına dair inanışları barındırması benzer bulduğum kısımlarındandır. Her ne kadar benzer mesajlar içeren eserler olsa da çoğu içimizde yaşadığımız fakat dışa vuramadığımız hisler ve düşünceler olduğundan bu tür kitaplar ruhumuza oldukça dokunuyor ve olayların akışına sürükleniyoruz. Jon' un hayatını okumaya başladığımda aklıma gelen ilk düşünce toplumsal normlarımızdı, jon'un annesinin " Neden jon, söylesene neden ? diğerleri gibi olmak bu kadar zor mu ? " sözü bana hayatımdaki bazı şeyleri sorgulattı, örneğin diğerleri gibi'den kastı neydi ? diğerleri gibi olmak zorunda mıydık ya da diğerleri demek yerine birey olarak ele alsak ne kaybederdik. Tek bir kavram haline geleceksek, bizi her bireyden ayıracak özelliklerimiz olmayacaksa bu dünyaya neden milyonlarca kişi olarak değil de tek bir beden de gelmedik? Özellikle ülkemizde sorguladığımız zaman çok fazla yargılandığımız kültür adı altında dayatmalara maruz kalıyoruz, çoğu zaman da bu
İnsan ve Hayat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·160 syf.··
2023 2. kitabı
İbn Haldun’un yaşamını, eserlerini, toplumu nasıl ele aldığını az çok bilsek de yazar, bu bilgilerin kafamızda daha iyi şekillenmesine olanak olarak kitabı bizlere sunmuş. İbn Haldun kimilerince olumlu tanımlanırken kimilerince de olumsuz tanımlanır başka bir deyişle de eleştirilir. Yazar olumlu, olumsuz her türlü görüşü ve zaman içerisinde İbn Haldun’un hayatına dair çoğu bilgiyi objektif bir çerçevede aktarmasına karşın İbn Haldun’u destekler niteliktedir. Örneğin insanların, İbn Haldun’u fazla determinist bulduklarını söyleyip ardından bu nedenselliğin aslında onu başarıya ulaştırmasında sebep olduğu görüşünü aktarmıştır yazar. Kitapta başka bilimlerin görüşlerine de yer verildiğinden kıyaslamaya olanak sağlanıyor, yani tek bir pencereden bakmadan kendi görüşümüzü oluşturma adına oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. İbn Haldun’a dair bilgilendirmeler ışığında benim İbn Haldun hakkında görüşlerimden bahsetmek istiyorum. Kitapta bahsedilen görüşlerden bir tanesi de İbn Haldun’un bulunduğu ile yetinmeyip sürekli yüksek mertebelere ulaşmasıydı, bu aslında yerine göre faydalı bir özellik fakat bir mertebe uğruna her şeyini, aileni, özünü unutmak ve hiçe saymak makam mevki düşkünlüğüne karşı bir olumsuz düşünce oluşturmama sebep oluyor. İbn Haldun’u bir sosyolog olarak bilsem de aslında kendine bir çerçeve çizmediğini, tüm bilimlerle ilişkisi olduğunu öğrendim. İbn Haldun çok yönlü olduğu için uzmanlık alanını hiç belli etmemiştir hatta toplumu umran bilimi olarak ele alması bile buna örnektir. Asabiyet kavramı da hem siyasi düşünce olarak hem de sosyal bir olay olarak ele alınır. İbn Haldun toplumunda tıpkı canlılar gibi bir tabiatı olduğunu ve bu tabiatın da kanunları olduğunu savunur. Çoğu tarihçi toplumu bu kanunlar çerçevesinde ele almadığından yanılsamalara
İnsan ve Hayat
İbn HaldunSüleyman Uludağ · Harf Eğitim Yayıncılık · 201448 okunma