Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Açelya Sezginer 5 yaşında hem yetim hem öksüz kalmış bir kızdır. Babasının yakın arkadaşı olan Mahir Demirdağlı onu evlatlık alır ve büyütür. Aradan geçen zaman boyunca Açelya o evin bir üyesi olur Mahir Bey ve eşi Açelya'yı kendi kızları gibi görür ve onu iki oğullarından da ayırmazlar. Mahir beyin iki oğlu vardır Baran ve Mehmet. Yıllar sonra bir nedenden dolayı Mahir Bey büyük oğlu Baran'ı yurt dışına okumaya gönderir ve dokuz yıl boyunca Baran ailesinden uzak kalır. Bu süreçte hem Baran hem de Açelya büyümüşlerdir. Mahir Demirdağlı da öz oğlu Baran'ı, Açelya ile evlendirmek ister. Hali hazırda Baran'a karşı duyguları olan Açelya bu evliliğe itiraz etmez ama Baran bu evliliği istemez. Baran yıllar sonra evine döner ama yanında sevgilisi de vardır.
Baran'ın eve dönmesiyle işler daha da sarpa sarar. Kitabın ilerleyen sayfalarında aslında Baran'ın da Açelya'ya aşık olduğunu ama geçmişteki bir olaydan dolayı ondan uzak durduğunu anlıyoruz. Yani kısacası birbirlerine aşık olan iki kişinin geçmişlerinden dolayı birbirlerinden uzak durmak zorunda oluşlarını okuyoruz.
Kitabın yazım dili akıcı olsa da kurguyu çok beğenmedim. Açelya karakterinin bitmek bilmeyen en çok acıyı ben çektim dramı beni çok da tatmin etmedi. Sürekli ben kendi yoluma bakacağım diyip hiçbir şey yapmaması da çok sinir bozucuydu. Yani genel olarak Açelya dramı bana geçmedi. Baran karakteri de çok gelgitli birisiydi. Açelya'dan uzak durmak istese de bir türlü uzak kalamıyordu. Bu durumda yapabileceği en iyi şey Açelya'ya ondan sakladığı sırrı anlatmaktı ama onu da yapamıyordu.
O yüzden Baran da beni biraz sinir etti diyebilirim.