Hayatım boyunca kimseye sempatik görünmek için belli başlı olguların arkasına sığınmadım. Düşüncelerim ve duygularım bana neyi söylüyorsa onu yaşamaya çalıştım. Tabii bunu yaparken de kimseye bir
Okumak değil okuduğunu sorgulamaktır aslolan tabi ki. Romanların yazarların fikirlerine göre şekillenmesi doğal, kendi fikirlerini yazıyor sonuçta. Kendi kurgusu, kendi karakterleri, kendi olay örgüsü dilediği gibi at koşturur. Bazı yazarları diğerlerinden daha yakın bulur tüm kitaplarını okuruz, bizim gibi düşündüğüne inanırız çünkü. Yine de her konuda etkin biriymişcesine her yazdığına körü körüne inanmak da saçmalık. Evet kafa dağıtmak için de okunur hatta bazen dağılan kafayı toplamak için okunur :) sadece kurgudan ibaret kitaplar okumak hayalgücünü geliştirir tamam ama pek bir şey katmadığını da kabulenmeli. Bizi silkeleyen, acabalara sürükleyen kitapları da okumak gerek. İşte dediğiniz tehlike bu "ince olmayan çizgi" de saklı. Yoksa ben de tüm zamanımı Zagor'la geçirmek isterim tabi ki de :) ohh miss :)
şu son günlerde saçma sapan iletiler fazlasıyla paylaşılıyor. yok ben intihar edeceğim de, yok sevgililer günüymüş de, yok görücü usulü mü, yok seçim varmış da, yok biz siyaset yapmaya geldik de... yeter arkadaşım sıktı artık böyle saçma ve gereksiz konular. böyle bir siteye gelme amacım diğer sosyal platformlarda olmayan bir nezih ortam vardı. aynı zamanda burası bir kitap paylaşım sitesi ancak son zamanlarda popüler kültürün bir parçası olmaya başladı.
bu yüzden bu tür kullanıcılara tavsiyem; amacınız dikkat çekmek ise; bu tür iletileri paylaşmak ya da ciddiyseniz o sorduğunuz sorularda (ki sanmıyorum ciddi olduğunuzu) dolayısıyla bu tür iletilerinizi twitter ve sorularınızı da ekşi sözlük gibi mecralarda araştırmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. ben çok yoruldum, diğer site kullanıcıları da ve moderatörler de...
(bu konuda uyarı üslubumun biraz ağır olduğunun farkındayım ne yazık ki genel olarak mizacım böyle, ancak böyle olmasının daha etkili olduğunu düşünüyorum. fazlasıyla tepki toplayacağımı biliyorum ama hiç umurumda değil.)
Kesinlikle katılıyorum. Benim için daha da rahatsızlık verici olan şey artık çoğu kitap incelemesinde uzun uzun kendini anlatanlara rastlamak. Yok kitap şöyle elime geçti, şu ruh hali ile şu koltukta şöyle oturup okumaya başladım. Yok ilk paragrafta çocukluğumda yaşadığım şöyle bir olay aklıma geldi deyip hop başlayıveriyor olayı anlatmaya vs. vs. Kimse kusura bakmasın kırıcı olmak istemem de ben kitapla ilgili bilgi almak adına okuyorum o incelemeyi. Kitabın okumaya değer olup olmadığı ile ilgili bilgi vermeyeceksen kendi hayatından bahsedeceksen git kişisel blog yaz kardeşim. Dileyen bencillik olarak düşünebilir ama ben, ömür okumayı düşündüğüm kitapları okumak için yetmeyecek telaşı içindeyken neden bu incelemeden uzak, kitapla ilgisiz yorumunla vakit kaybedeyim ki.
İncelemenin ilk paragrafında kendini anlatana rastladık mı direk son paragrafta - ki yüksek ihtimal 10. Paragraf filandır o - kitap incelemesine dair bulduğumuz 3-5 satırı okuyup, azalarak bitmelerini umut edeceğiz napalım :)
Canim babam aramis az once, diyor ki, Ankara'da Dost kitapevindeyim istedigin kitap var mi? Dedim, olmaz mi cok. Dedi, soyle birini. Ben uc tane soyledim, bunlardan sec birini al, dedim. Ucunu de alma hakkim var mi, diye sordu :)
biz de ayrı şehirlerdeyiz ailemle,ne zaman bir iki günlük bir tatil olsa annemin ilk cümlesi kızım geliyorsun değil mi ise ikinci cümlesi ablanla bir sürü yeni kitap aldık olur mutlaka :) sevimli insanlar biliyorlar damarımızı iyi ki varlar hayatımızda