Açlık tütmeyen bacalara tünemiş, içeri bakıyordu.Çöpünde bir yiyecek kırıntısı bile olmayan kirli sokaktan bakıyordu açlık. Fırıncının raflarında açlık yazıyordu. Kötü ekmeklerin her birinde kazılıydı. Sucukçuda, ölü köpek etinden yapılıp da satışa sunulan her şeyde yazılıydı. Kızaran kestanelerin arasında kurumuş kemiklerini çatırdatıyordu. Birkaç damla yağda kızartılmış meteliksiz patates dilimlerinin arasına rendelenmişti açlık.
Kente gece girdiğimde, o üst üste yığılmış karanlık evlerin her birinin kendi gizini taşıdığını, yüz binlerce kalpte yanı başlarındaki kalplerin bilemeyeceği sırların saklı olduğunu düşünmek içimi karartıyor.