Allah'tan emin olmanın da, Allah'tan ümit kesmenin de küfür olduğuna inananlar İslâm'ın hangi tedbirlerin gölgesinde neşvünema bulduğunu bilir. İnsanlar olarak yürümekten ve konuşmaktan geri durmuyoruz demek ki bünyemizde vaadini yerine getirecek bir eylem ve bir edebiyat saklamaktayız.
Gazze'de yaşanan son katliamda olduğu gibi olayın tanımını, Filistin sorunu gözüyle bakıp Arap-İsrail çatışmasından, Filistin-İsrail anlaşmazlığına, buradan da Hamas militanı İsrail yivenlik gücü çatışmasına indirgediğimiz sürece ne Kudüs'ü kurtarabilir ne de Filistin'i özgürleştirebiliriz.
İnsanlar anılarını kutsadıkları gibi toplumlar da içinde şekillendikleri mekânı, coğrafyayı, modern anlamda vatanı kutsamaya eğilimlidirler.
Toplumlar hafızalarıyla var olurlar. Hafızayı olaylar kadar mekânlar belirler. Mekânlara bıraktığınız iz kadar oraya aitsiniz demektir. Mekâna ve olaylara atfettiğiniz anlam çerçevesinde bir bütünlük oluşturabilirsiniz. Tarihin yorumundan bugüne taşınabilir olan, mekân-değer-toplum ve zaman süreciyle kurabildiğimiz anlamlı ilişkiler bütünü demektir.
Medine'nin kendini 'öteki' ile sınadığı şehir, Kudüs...
'Öteki'nin kendini emniyette hissettiği, hakikat medeniyetinin güvenlik alanına katıldığı şehir...
Yabancı bir ülkede, daha önce hiç gelmediğimiz bir yerdeyiz. Belli ki bir savaş kaybetmişiz. Belli ki en savunduğumuz yerlemizden yaralamışlar tedbirsiz bedenimizi. Belli ki yenilgiyi kabul edecek kadar cesaretimiz yok. Belli ki her şeyi kendimizle birlikte eskitmek istiyoruz.