Sen garpten geri olduğumuzu söylüyorsun. Zaten herkes bunu söylüyor; elbette doğru bir söz olsa gerektir. Fakat ben daha mühim bir şey söyliyeceğim. Ben hemen etrafımızdaki hayattan geri olduğumuzu söyliyeceğim.
“Sadece giriş cümlesi olan bir roman yazmak isterdim; okunduğu sürece başlangıcın gücünü yansıtan, beklentinin bir nesneye dayanmadığı bir roman. İyi ama, böyle bir kitap nasıl oluşturulabilir? İlk paragrafta kesilerek mi? Girizgâh sonsuza dek uzatılarak mı? Binbir Gece Masalları'nda olduğu gibi bir anlatı ötekinin içine yedirilerek mi?”
“İyi ama bir öykünün tam başladığı an nasıl saptanır ki? Her şey daima daha önceden başlamıştır, her romanın ilk sayfasının ilk satırı, kitabın dışında olmuş bir şeye göndermedir. Ya da gerçek öykü on ya da yüz sayfa sonra başlayacaktır ve öncesi yalnızca girizgâhtır.”