Nur

Nur
@aysenurbiyikci
5813 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Hayat meyvesinin çekirdeği hüzün. Vuslat sevinci, saltanat erinci, ödeşme tatmini… Hepsi hüzne bağlanır. Zira hüzün, mânânın yokluğudur.
Sayfa 31
Edebiyat
Reklam
Lakin hayat, zaaflarımızı görmezden gelip yaralarımızı unutmakla, vedaları dengeleyen buluşmalarla, tehlikeleri yok sayıp ölümü inkârla kaim, değil mi ya?
Sayfa 27
Edebiyat
İnsan zamanla şunu fark ediyor: Acı, sandığımız kadar kalıcı değil yalnızca bilinçte iz bırakan bir misafir. Hayatın en sert dönemlerinden geçerken bile bunu yüksek sesle söylemiyoruz çünkü bazı yaralar sessizlikte olgunlaşıyor, biliyoruz. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, o dönemlerin yalnızca bir son değil, aynı zamanda dönüşümün başlangıcı olduğunu görüyoruz. Her şey değişiyor insanlar, duygular, anlamlar. Belki de varoluşun en zarif gerçeği bu. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Ve insan, en karanlık sandığı yerden bile daha geniş bir perspektifle çıkabiliyor.
İdam, kamusal hayatın alışılmış bir olayıydı, fırıncının hamur teknesi ya da deri yüzücünün mezbahası gibi... Cellat, bir diğerinden bir nebze daha karanlık bir tür kasaptı.
Sayfa 350
Edebiyat
kuş nağmesi>>>
“Çirkinliğim hiç bugünkü kadar gözüme batmamıştı. Sizinle karşılaştırdığımda kendime, bu zavallı bedbaht ucubeye çok acıyorum. Sizse bir güneş ışını, bir çiy damlası, bir kuş nağmesisiniz!“
Sayfa 290
Edebiyat