“Fi tarihinde, henüz gençken, sevdalandığım kıza “Gölgeni bile özlüyorum” demiştim. Geçici duyguların tahrikiyle, ebedi saadeti aramak nasıl bir çaresizliktir. Sonra da taşlaşan kalbi Sisifos’un kayası misali dağa çıkarmaya uğraş dur.”
Hakikati bulduğunu sanırken, hiçliğe teslim oluyordu insanlar: Üstüne ölü toprağı atılmış, iradesiz, eylemsiz, dilsiz bir yığın, dikkat çekmeksizin can çekişiyordu.
Gerçi insanlar övdükleri yahut yerdikleri kişileri basitçe tanımlar. Bir, iki, en fazla üç sıfatla niteleyip geçerler. Kimse kimseyi o kadar da umursamaz.