İçimde koyulaşmış olan öfkeyi toplamak zorundaydım, tıpkı çölde kaybolup sussuz kalınca yaprakların ve çiçeklerin üzerindeki çiğ damlalarını biriktirip içen insanlar gibi. Öfke, kızgınlık, nadir de olsa isyan kıvılcımları, uyuşmuş onurumu yaşatmak yolunda değerli birer ateşleyici olmuştu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çocukluğumdan beri, günün birinde babamın ölümle pençeleştiğini duyacağımdan korkmuşumdur, sanırım hemen herkese de oluyordur aynısı. Bu, yıllar boyunca en çekindiğim şey olmuştur. Yaşım büyüyünce daha az düşünür oldum, ama o hep içimde, sokmaya hazır, beklemiştir.
Eylemlerin önemsiz göstermeye çalışırken İsyan'ın samimi olduğuna eminim. Çocukluğumdan beri "önder" olmayı düşünmeye bile katlananamış biriydi. Bu nedenle o da aksi yönde diretiyordu, öyle ki, inkar edişindeki ısrar ve heyecan, karşısındakinde şaşkınlık ve şüphe uyandırıyordu.
Gene de öyle sanıyorum ki küçük de olsa yararı oldu katkımın. Bana da uygun bir görevdi. Duysa babamın kemikleri sızlar ama, hiçbir zaman "önder" ya da kahraman rolü oynamayı beceremedim. Baştan beri ciddi, çalışkan bir çocuktan başka bir şey olmadım. Direniş'in bir emekçisi. Biliyor musunuz, öylesi de lazım...