Bence fazla özür dileyen tipler hayatla baş etmeye çalışan kaygılı, endişeli tiplerdir sadece. Kimseye zarar vermezler, kendilerinden başka. Diğer insanlara ayak uydurmak için ellerinden geleni yaparlar, ama aradaki farkın kapanmayacağını da bilirler.
"Beni dinle Farecik, iki tür erkek vardır: kırıp dökenler ve tamir edenler. Birinci gruptakilere sırılsıklam abayı yakar, âşık oluruz ama ikinci gruptakilerle evlenir, yuva kurarız."
"Entelektüel bir tartışmaya girmek âşık olmak gibidir. Öyle ki bittiğinde değişirsiniz, başka bir insan olursunuz. Karşınızdaki kişi de değişir tabii. Eğer fikrinizi gözden geçirmeye hazır değilseniz, kimseyle hiçbir konuda tartışmaya girmeyin. Sadece değişime açık in-sanlar gerçek anlamıyla münazara edebilir. Yoksa egolarımız zihnimizi kapatır. İllaki haklı olma arzusuyla konuşanlar as-la diyalog kuramazlar. Geçmişte söylediğim buydu, şimdi de aynısını söylüyorum."
Beynimizde, hafızanın saklandığı kuytuda bir müzik kutusu vardı adeta - eski bir melodinin notalarını çalan, sırı dökülmüş bir müzik kutusu. Unutmak istemediğimiz ama hatırlamaya da cesaret edemediğimiz ne var ne yoksa buraya saklanmıştı. Stres ya da travma anlarında ya da bazen sebepsiz yere pat diye açılırdı kutu, her şey etrafa saçılırdı
İran'daki mezarlığa ne isim veriyorlar biliyor musun? Zehra'nın Cenneti. Çok havalı değil mi? Bütun mezarlıkların adının 'cennet' olması lazım. Kıyamet Günü'yle, kaynayan kazanlarla, saç telinden ince köprülerle filan uğraştırmaya gerek yok kimseyi. Öldün mü dosdoğru cennete gideceksin, yani mezara, oldu bitti!"