Sosyal hayatın bütün o davranış ve düşünce kalıplarının ötesinde incecik bir eşik vardı. O eşiği aşarsa ne olurdu? Ya "namuslu, mütevazı, terbiyeli Türk kızları" kategorisinden kaçmak, kurtulmak istiyorsa? Hayatında ilk defa bir çılgınlık yapmayı diliyorsa? Özgürleşmek. "İyi kızlar" ile "kötü kızları ayıran o saçma sapan, yapay hudut çizgisine yaklaşmak, yaklaşmak... ve bir adımda hop diye karşı tarafa geçmek! Sahi kim karar veriyordu neyin "ahlaklı" neyin "ahlaksız olduğuna? Annesinin bir gün olsun oğullarından herhangi birine ahlak ve namus söylevleri çektiğini hatırlamıyordu. Ama kendisi, sırf kız evlat olduğu için, bu nutukları ve ikazları defalarca dinlemişti. Keşke maruz kaldığı bütün öğretilerden silkinebilseydi. Bir geceliğine de olsa hafifleyebilseydi. Toprağın bitip boşluğun başladığı yeri ayaklarının altında hissetmek ve birden kendini bırakıvermek, ağırlıksız ve gamsız ve "ahlaksız" olabilmek, nasıl bir seydi acaba?