kafka

kafka
@aysesssa
kitaplar ve sigaralar
Bunca felâket, bunca zulüm, bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum. Mutsuz olmak bir marifet değildir. Çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl marifet
Reklam
Sosyal hayatın bütün o davranış ve düşünce kalıplarının ötesinde incecik bir eşik vardı. O eşiği aşarsa ne olurdu? Ya "namuslu, mütevazı, terbiyeli Türk kızları" kategorisinden kaçmak, kurtulmak istiyorsa? Hayatında ilk defa bir çılgınlık yapmayı diliyorsa? Özgürleşmek. "İyi kızlar" ile "kötü kızları ayıran o saçma sapan, yapay hudut çizgisine yaklaşmak, yaklaşmak... ve bir adımda hop diye karşı tarafa geçmek! Sahi kim karar veriyordu neyin "ahlaklı" neyin "ahlaksız olduğuna? Annesinin bir gün olsun oğullarından herhangi birine ahlak ve namus söylevleri çektiğini hatırlamıyordu. Ama kendisi, sırf kız evlat olduğu için, bu nutukları ve ikazları defalarca dinlemişti. Keşke maruz kaldığı bütün öğretilerden silkinebilseydi. Bir geceliğine de olsa hafifleyebilseydi. Toprağın bitip boşluğun başladığı yeri ayaklarının altında hissetmek ve birden kendini bırakıvermek, ağırlıksız ve gamsız ve "ahlaksız" olabilmek, nasıl bir seydi acaba?
Sayfa 319·Kitabı okudu
Neden böyle olmak zorundaydı? Bu kibar, cana yakın, yaşı yaşına uygun ve muhtemelen ona gayet iyi gelecek oğlanı neden çekici bulmuyordu? Onun yerine tutup hocası için -asla elde edemeyeceği, üstelik kendisinden yaşça büyük, baştan sona yanlış ve sakıncalı biri için- gizlice yanıp tutuşuyordu. Yoksa mutlu olmak istemiyor muydu? Bunca kitaba, konferansa konu olan "mutluluk" niçin onun hayatında öncelikli bir gaye değildi? Elbette bedbaht olmak istemiyordu. Ama kendisini mutlu edecek erkekleri tercih etmiyordu nedense. Yoksa ne demeye Azur gibi imkânsız birine abayı yaksın ki
Sayfa 319·Kitabı okudu
Demek ahtapot bakıcılığı yaptın ha?" Peri donup kaldı. "Esrarengiz yaratıktır ahtapot, aşırı zekidir" dedi Azur. "Sadece beyninde değil tüm vücudunda nöronlar var. Gerçi sen zaten biliyorsundur bunu." Kabul etmekten başka seçeneği olmayan Peri başıyla onayladı. "Uzun zaman herkes zannetti ki bir beyin ne kadar büyükse onu taşıyan varlık da o kadar akıllıdır. Ne kadar cinsiyetçi bir yaklaşım! Erkeklerde kadınlardan daha fazla beyin dokusu var, malum. Sandılar ki erkekler daha zeki. Halbuki işte şu muhteşem ahtapot ortaya çıkıp bütün o köhne teorileri altüst etti. Altı koluyla sekiz değil bu arada; bacakları da sayıyorlar yanlışlıkla. Mesele büyük, hantal bir beyne sahip olmak değil. Mesele karmaşık bir nöronlar ağına sahip olmak."
Sayfa 236·Kitabı okudu
Bence fazla özür dileyen tipler hayatla baş etmeye çalışan kaygılı, endişeli tiplerdir sadece. Kimseye zarar vermezler, kendilerinden başka. Diğer insanlara ayak uydurmak için ellerinden geleni yaparlar, ama aradaki farkın kapanmayacağını da bilirler.
Sayfa 232·Kitabı okudu
Reklam