Bir çocuğun hayatı yalnızca senin merhametine kaldıysa ya da öyleymiş gibi görünüyorsa bu hayatı, senin tarafından hak edilmemiş bir hediye olarak yaşamak gerekirdi
... Benimle ilgili yargını özetleyecek olursan, beni yakışıksız ya da kötü niyetli bir şeyle suçlamıyorsun aslında ama soğukluğum, yabancılığımı ve nankörlüğümü yüzüme vuruyorsun. Ve dahası, hepsi benim suçummuş gibi, sanki her şeyi basit ve küçük bir yön değiştirme hareketiyle daha farklı kılabiliyormuşum da, senin bana iyi davranmaktan başka hiçbir suçun yokmuş gibi ayıplıyorsun beni...
Bazılarının, olanlar herkes tarafından duyulduğu takdirde şaşkına dönecek, hatta suçlanacak aileleri vardı; bazıları ise zayıftı ve ölümün sonuçlarından korkuyordu. Bunu bir dereceye kadar ben de yaşıyorum. Kafama bir silah dayayıp tetiği çekemem çünkü kendimden daha güçlü olan bir şey beni bundan alıkoyuyor. Üstelik her ne kadar hayattan nefret etsem de bedenim ölümü yakalayıp icabına bakacak kadar güçlü değil.