"Bir zamanlar seni sevmiştim.Ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım." Boşta kalan elini göğsüne götürdü: "Bu kalbin, birini sevmeye ihtiyacı vardı.Ve sen bunu anlamadın.Ve bana eziyyet ettin.Ve eziyyet ettiğini bilmedin.Göz yaşımı silmedin."
Sabahları kimseyi uyandırmadan sessizce yola koyulurdum; gezici din adamları gibi.Yalnızlığın dinini yayıyordum.(Başarılı olduğum söylenemezdi.)Ben tanrı misafiriyim; kendisinin çok selamı var sizlere.(Gülerlerdi)Bu akşamda size yolladı beni.(Bir birine bakarak, gene bir şeye canı sıkılmış bunun, derlerdi içlerinden.)Yukarıdakilerin biraz canı sıkılıyor da, sen git biraz dolaş dediler bana.(İşimiz Allaha kalmıştı.)Benim hüzünlü görünüşüme saygı duyarlardı, benim için bir şeyler yapmak isterlerdi.Sana da birini bulsak Hikmet, bu bitip tükenmez dolaşmalarının bir sonu gelse.(Geldi.)
Belki yarın sabah soğukta uyanmanın bir anlamı olur soğukta sana çay pişirmek gibi.Ayaklarımın ucuna basarak yürürüm yataktan kalkınca.Tahtalar gıcırdar.Hayır, zamanla öyrenirim hangi tahtaların ses vermediyini.Sonra ne yaparım?Uyanmadı, çayın hazırlandığından haberi yok diye sevinirim.Bütün hayatımı en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirfim albayım.Artık ne olacaksa olsun istiyorum.